HAZRETİ SÜLEYMAN

 

SONUÇ

Kitap boyunca Allah'ın Hz. Süleyman'a bahşettiği eşsiz nimetlerden ve daha önce hiçbir insana verilmeyen üstün ilimlerden bahsettik. Dikkatle bakan ve örnek almak kastıyla okuyan her insan için Hz. Süleyman kıssasında çok önemli öğütler ve günümüze yönelik dikkat çekici işaretler bulunmaktadır.

Hz. Süleyman bir devlet adamı olarak ideal bir tavır göstermektedir. Her Müslümanın bu mübarek insanın güzel tavrını örnek alması gerekir. Her Müslümanın Hz. Süleyman gibi, adaletli, tevazulu, ihlaslı, akıllı, tedbirli, sabırlı ve kararlı olması gerekmektedir. Çünkü Allah'ın tüm insanlığa örnek gösterdiği bu ahlak, ahirette olduğu gibi, dünya hayatında da iman edenleri büyük başarılara ve zaferlere götüren bir yoldur.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Kuran'da Hz. Süleyman gibi yeryüzünde büyük bir güç ve hakimiyet elde eden Hz. Zülkarneyn'den de bahsedilmektedir. Hz. Zülkarneyn'in hayatında da Müslümanlar için çok güzel örnekler vardır. Allah ona "yeryüzünde sapasağlam bir iktidar ve herşeyden bir yol" (Kehf Suresi, 84) vermiştir. O gittiği her yerde insanlara huzur, güven ve adalet götürmüş, dünyaya Allah'ın dinini hakim kılmıştır. Müslümanların kendilerine bu güçlü ve kararlı bir kişiliğe sahip olan bu kutlu insanı da örnek almaları gerekir. (Detaylı bilgi için bkz. Kehf Suresi'nden Günümüze İşaretler, Harun Yahya, Kültür Yayıncılık, 2001)

Eğer Müslümanlar Allah'ın birer hidayet rehberi olarak gönderdiği bu kutlu insanların ahlaklarını ve tüm yaşamlarını kendilerine örnek alır ve sadece Allah'ın rızasını hedeflerlerse onlar da mutlaka büyük bir başarıya ve zafere ulaşacaklardır.

Günümüzde İslam ahlakının dünya hakimiyetine yönelik işaretler birbiri ardına gerçekleşmektedir. Dünya genelinde Allah'a yöneliş çok büyük bir hızla artmaktadır. Özellikle de İslam'a yöneliş ile ilgili haberler dünyanın en çok okunan gazetelerinde yer almakta, farklı dinlere mensup binlerce insan İslam'ı kabul edip Peygamberimizin yoluna tabi olmaktadır. İnsanları barışa, hoşgörüye ve huzura davet eden İslam ahlakı daha yakından tanındıkça bu yöneliş hiç şüphesiz çok daha artacaktır.

Tüm bu gelişmelerden, Allah'ın izniyle, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin, güçlü bir lider millet öncülüğünde, çok kısa sürede gerçekleşebileceği anlaşılmaktadır. Dünya üzerinde bu deneyime ve birikime sahip olan yegane millet Türk Milleti'dir. Bu, günümüzde pek çok Batılı siyasetçi ve stratejist tarafından da dile getirilen açık bir gerçektir. Bugün çatışmaların ve kaosun merkezi konumunda olan Balkanlar, Orta Asya, Kafkaslar, Ortadoğu'nun yanı sıra tüm dünya ülkeleri, milletimizin öncülüğünde, İslam ahlakının getirdiği huzur ve barış sayesinde, içinde boğuldukları kaos ortamından çıkacaktır.

21. yüzyıl Allah'ın izniyle Türk Milleti'nin dünyaya İslam ahlakıyla yön verdiği ve cennet gibi bir dünyanın oluşmasında öncülük ettiği kutlu bir dönem olacaktır.

 

KURAN'DA CİNLER

Kitabın önceki bölümlerinde Hz. Süleyman'ın emrine cinlerin verilmesinin onun için Allah'tan çok büyük bir destek olduğunu anlattık. Bu noktada Kuran'da verilen bilgiler üzerinde durmak gerekir.

Kuran'da cinlerin ateşten yaratıldıkları bildirilir. İlgili ayetler şu şekildedir:

Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı. (Rahman Suresi, 15)

Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 27)

Kuran ayetleri incelendiğinde cinlerin de aynı insan toplulukları gibi bir hayatları olduğu anlaşılmaktadır. Ayetlerde cinlerin de gelmiş ve geçmiş ümmetleri olduğundan bahsedilmektedir. Onların da soyları, ataları bulunmaktadır. (Araf Suresi, 38; Kehf Suresi, 50) İnsanlardan daha farklı bir boyutta yaşamakta, ancak insanları görüp izleyebilmekte, konuşmalarını dinleyebilmektedirler.

Cinlerden İfrit Hz. Süleyman'a o daha makamından kalkmadan, Sebe Melikesi'nin tahtını getirebileceğini söylemiş ve "... ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." (Neml Suresi, 39) diye belirtmiştir. Bu ifadeyle, onun bir yerden diğer bir yere çok büyük bir hızla hareket ettiğine, bir maddeyi başka bir yere iletebildiğine işaret ediliyor olabilir.

Allah cinlerin yaratılış amacını "Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56) ayetiyle bildirmiştir. Onlar da elçiler ve elçilere indirilen kitaplar vasıtasıyla uyarılıp korkutulmakta, dünya hayatında nasıl davranışlarda bulunacaklarıyla denenmekte, ibadet ve itaat etmekte, bunun sonucunda da Allah'tan bir karşılık bulmaktadırlar. Allah Enam Suresi'nde şu şekilde bildirir:

Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve size bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: "Nefislerimize karşı şehadet ederiz" derler. Dünya hayatı, onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şehadet ettiler. (Enam Suresi, 130)

Ayette de bildirildiği gibi cinlerle insanların imtihanları birbirine çok benzemektedir. Onların bazıları da dünya hayatının geçici süslerine aldanmakta, uyarıldıkları halde hidayet yolundan uzaklaşmaktadırlar. Yine ayetlerden peygamberlerin tebliğlerini dinledikleri, Kuran okunurken ona kulak verdikleri ve öğrendikleriyle kendi kavimlerini uyardıkları anlaşılmaktadır. Ahkaf Suresi'nde cinlerin Hz. Muhammed'in tebliğini dinledikleri şöyle haber verilir:

Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola yöneltip-iletmektedir." (Ahkaf Suresi, 29-30)

Allah birçok ayetinde cinlere ve insanlara birlikte hitap etmekte, çeşitli öğütlerde bulunmakta ve onları cehennem azabıyla korkutmaktadır. Araf Suresi'nin 38. ayetinde Allah "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin..." şeklinde buyurmaktadır. Hz. Muhammed'e bir hidayet rehberi olarak indirilen Kuran'ı yalanlayan cin ve insan topluluklarının durumu ise İsra Suresi'nde şu şekilde bildirilmektedir:

De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları,) bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler." (İsra Suresi, 88)

Allah'ın cinlere ve insanlara birlikte hitap ettiği ayetlerden bazıları şu şekildedir:

İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır. (Ahkaf Suresi, 18)

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

İman Edenler ve İnkarcılar

Ayetlerde cinlerden bir kısmının Allah'a iman edip, hidayet yoluna uyduklarından bahsedilirken, bir kısmının da isyankar ve inkarcı olduklarından bahsedilir. Müslüman olanlar Kuran okunurken dinlemektedirler:

De ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: "Doğrusu biz (büyük) hayranlık uyandıran bir Kur'an dinledik. O (Kur'an,) 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Elbette Rabbimizin şanı yücedir. O ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk. (Cin Suresi, 1-3)

Cinlerin bir bölümü Allah’ı tesbih edip yücelten, O’na hiçbir kimseyi ortak koşmayan Müslüman kimselerdir. Kuran’a karşı büyük bir hayranlık duymakta, Allah’ın emir ve tavsiyelerine uymaktadırlar. Onlar kendi aralarında iman etmeyenlerin olduğunu bilmekte ve bu durumu şu şekilde ifade etmektedirler:

"Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler. Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık." (Cin Suresi, 4-5)

"(Benim görevim,) Yalnızca Allah'tan olanı ve O'nun gönderdiklerini tebliğ etmektir. Kim Allah'a ve O'nun elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır."
(Cin Suresi, 23)

Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.
(Enam Suresi, 112)

Cinler kendi aralarında birçok farklı gruplardan oluşmuşlardır. Bazıları samimi Müslüman, bazıları müşrik, bazıları Allah’a karşı yalan söyleyenlerdir. Cin Suresi’nin devamında iman edenler, cinlerin genel durumu hakkında şu bilgileri vermektedirler:

Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz. Biz, şüphesiz Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı kaçmak suretiyle de O'nu hiçbir şekilde aciz bırakamayacağımızı anladık. Elbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik... (Cin Suresi, 11-13)

Cinler de aynı insanlar gibi Allah'ın kitabıyla sorumlu kılınan varlıklardır. Onlar da tüm yapıp ettiklerinden Allah'a hesap verecek ve yaptıklarıyla hiçbir haksızlığa uğramadan karşılık bulacaklardır. İman eden cinler Allah'tan güzel bir karşılıkla müjdelenmişlerdir:

... Artık kim Rabbine iman ederse o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından. Ve elbette, bizden Müslüman olanlar da var zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır." (Cin Suresi, 13-14)

Allah'ın varlığını inkar edip isyan eden ve zulmedenlerin sonu ise şu şekildedir:

"Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır. (Cin Suresi, 15)

... "Andolsun cehennemi cinlerden ve insanlardan (kafirlerin) tümüyle dolduracağım." (Hud Suresi, 119)

İnsanlarla Görüşmeleri

Ayetlerden Allah'ın dilemesiyle cinlerle insanların görüşebilecekleri, hatta insanların emrine girebilecekleri anlaşılmaktadır. Allah Hz. Süleyman'ın emrine cinleri vermiş, Hz. Süleyman onları türlü işlerinde kullanmıştır.

Burada vurgulanması gereken önemli bir konu da insanların cinlerle ne şekilde görüşebileceğidir. Her ne kadar tam olarak açıklığa kavuşmuş olmasa da, günümüzde "cin çağırma" insanlar arasında yaygın bir uygulamadır. Çoğu insan hayatında bir ya da birkaç kez cin çağırmıştır. Özellikle gençler arasında bu, çok uygulanan bir yöntemdir. Bazı kişiler buna "kalp çağırma", bazıları da "ruh çağırma" gibi isimler verse de, aslında bu tarz ortamlarda gelenler hep cinlerdir. (Bazı durumlarda da ortamda bir cin olmamasına rağmen insanlar kendi kendilerini buna inandırırlar.)

Ancak bunlar çoğunlukla iman etmemiş, dinsiz cinlerdir. Bunu yaparken amaçları ise muhtemelen insanları oyalamak ve onların boş vakit geçirmelerine sebep olmaktır. İnsanlar da bu cinlere aldanarak kendilerinin bir kazanç sağlayabileceğini, gayba dair haberler alabileceklerini zannetmektedirler. Oysa cinlerin -Allah’ın dilemesi dışında- insanlara gaybtan haber vermeleri mümkün değildir. Nitekim “... Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı.” (Sebe Suresi, 14) ayetinde haber verildiği gibi, Hz. Süleyman’ın ölümünden sonradan haberdar olmaları bunun bir delilidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, Neml Suresi’nin 65. ayetinde bildirildiği gibi; “Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez...”

Cinleri Allah'a Ortak Koşanlar

Bazı insanlar cinlerin kendilerine ait bir güçleri olduğuna inanmaktadırlar. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü onları yaratan Allah'tır ve onların kendilerine ait hiçbir güçleri yoktur. Allah dilemedikçe onların herhangi bir kişiye zarar vermeleri ya da fayda sağlamaları mümkün değildir. Ancak buna rağmen insanların bir bölümü cinlerden medet umar, onları veli kabul ederler:

Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Bir de hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O, ise nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir, uzaktır. (Enam Suresi, 100)


Ömer Vasfi Efendi'nin celi sülüs levhası, Sad Suresi 50. ayet. "Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır" yazılı.

Bir Kuran ayetinde Allah, insanların cinlerle temas kurmak suretiyle saptıklarını şöyle haber verir:

"Bir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı adamlar cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki onların azgınlıklarını arttırırlardı." (Cin Suresi, 6)

Melekler de bir ayette bazı insanların cinlere ibadet ettiklerini bildirirler:

(Melekler) Derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz Sensin onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi." (Sebe Suresi, 41)


Yesarizade (Mustafa İzzet) (1770-1849) H.1258. Celi Talik hatla mavi zemin üzerine yapılmış zerendut levha. Kenar bordürü altın rokoko tezhipli "Barek Allah-ü Taala" (Allah bereket etsin yazılı)

İnsanların cinleri Allah'a şirk koşmalarının ve onlardan medet ummalarının en önemli sebeplerinden biri, onların gaybı bildiklerini düşünmeleridir. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü Allah ayetinde onların gayba dair bir bilgiye sahip olmadıklarını bildirmektedir. (Sebe Suresi, 14) Ayetlerde cinlerin insanlar için bir yol gösterici olmadıkları, hatta insanları doğru yoldan saptırmak için onlara süslü sözler fısıldadıkları bildirilir. Ancak unutulmamalıdır ki, cinlerin Allah dilemedikçe insanlar üzerinde bir etkisi olması mümkün değildir. Onları Allah yaratmıştır ve onlar da kainattaki tüm canlılar gibi Allah'ın emriyle hareket etmektedirler:

Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (Enam Suresi, 112)

Hem insanları yoldan saptıran cinler, hem de cinleri Allah'a şirk koşanlar; bu yaptıklarına karşılık olarak Allah onları sonsuz cehennem azabıyla cezalandıracaktır. Dünya hayatlarında cinlerin yaldızlı sözlerine kananlar ahirette çok büyük bir yanılgıya düştüklerini anlayacaklardır. Çünkü o gün tüm şirk koştukları kimseler kendilerinden uzaklaşacak, Allah'ın karşısında yapayalnız, tek başlarına olduklarını kavrayacaklardır. Cehennem azabıyla karşılık bulacaklarını anladıklarında ise şu şekilde yalvaracaklardır:

İnkâr edenler dediler ki: "Rabbimiz cinlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar." (Fussilet Suresi, 29)

Bir diğer ayette ateşin onlar için süresiz bir konaklama yeri olduğu şu şekilde bildirilmektedir:

Onların tümünü toplayacağı gün: "Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz" (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin süreye ulaştık." (Allah) Diyecek ki: "Allah'ın dilediği dışta olmak üzere ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir." Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. (Enam Suresi, 128)

 

İsyan Edenlerin Alacakları Karşılık


(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin..."
(Araf Suresi, 38)

Rahman Suresi'nde cin ve insan topluluklarının Allah'ın ilhamıyla hareket eden aciz varlıklar oldukları hatırlatılmaktadır. Allah'ın ayetlerini inkar edip, isyan ettikleri takdirde hiçbir şekilde bir başarı elde edemeyecekleri, çünkü yerlerin ve göklerin tek hakiminin alemlerin Rabbi olan Allah olduğu bildirilmektedir:

Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız. (Rahman Suresi, 33)

Böyle bir girişimde bulunanların alacakları karşılık ise "İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.'" (Rahman Suresi, 35) ayetiyle bildirilir.

Nitekim Müslüman cinler bu gerçeği bilmektedirler ve “Biz, şüphesiz Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı kaçmak suretiyle de O’nu hiçbir şekilde aciz bırakamayacağımızı anladık.” (Cin Suresi, 12) ayetinde de belirtildiği gibi acizliklerinin farkındadırlar. Aynı ayetlerin devamında isyan eden toplulukların sonunun cehennem olduğu şöyle bildirilir:

Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman; Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İşte o gün, ne insana, ne cinne günahından sorulmaz. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İşte bu, suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir. (Rahman Suresi, 37-43)

Bu bölüm boyunca cinlerin çeşitli özelliklerini anlattık. İnsanlarla aynı sorumluluklara sahip olduklarını ama yaratılış olarak farklı özellikleri olduğunu Kuran'dan ayetlerle açıkladık. Kuşkusuz insanlardan farklı bu varlıklara hakim olmak, ancak çok derin ve güçlü bir imanın karşılığında Allah'ın verdiği bir nimettir. Hz. Süleyman, Allah'ın bu nimetiyle ödüllendirdiği, azim sahibi bir peygamberdir. Allah Hz. Süleyman'a rahmet etmiş ve onu dünyada çok az kuluna nasip ettiği büyük bir hakimiyet ile ödüllendirmiştir.

KURAN'DA ŞEYTAN

Şeytanla ilgili Allah Kuran'da birçok ayet bildirmiş, insanları şeytanların vesveselerine karşı uyarmıştır. Şeytanın Kuran'da bildirilen özelliklerini öğrenmek, insanın onun zayıf tuzak ve hilelerine düşmemesi için son derece önemlidir.

İblis'in Allah'a Olan İsyanı ve Küçük Düşürülmesi

Kuran'da, Allah'ın Hz. Adem'i yarattıktan sonra tüm meleklerden ona secde etmelerini emrettiği bildirilir. Meleklerin hepsi Allah'ın emrine uymuş, ancak İblis bu emre itaat etmemiştir. Hz. Adem çamurdan, kendisi ise ateşten yaratıldığı için kendisinin daha üstün olduğunu öne sürmüş ve bu nedenle Hz. Adem'e secde etmeyeceğini söylemiştir:

Andolsun, Biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Araf Suresi, 11-12)

İblis, Hz. Adem'e secde ettiğinde küçük düşeceğini sanmış, kibirinden ve büyüklenme arzusundan dolayı Allah'ın emrine itaat etmemiştir. Allah'ın herşeyin yaratıcısı olduğunu bildiği, herşeyin tasarrufunun yalnızca Allah'a ait olduğundan haberdar olduğu halde, kendince büyüklenmiş ve insandan "daha hayırlı olduğunu" iddia etmiştir. Üstelik bunları iddia ederken son derece saygısız bir üslup kullanmış, bir yandan Allah'a iman ettiğini iddia ederken, bir yandan da O'na karşı gelme cüretinde bulunmuştur.

Büyüklük peşinde olan İblis, bu hareketi ile kibirini koruyacağını düşünmüş, ama yanılmıştır. Çünkü beklentisinin aksine çok küçük düşmüş, aşağılanmış ve kovulmuştur. Dahası, tüm insanlık tarihi boyunca onun kovulan, yerilen, aşağılanan ve kötülerin en kötüsü olarak cehennemde azap görecek olan bir varlık olduğu bilinmektedir ve gelecekte de bilinecektir. İblis'in Allah'ın huzurundan kovuluşu ayetlerde şöyle bildirilir:

(Allah:) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin." (Araf Suresi, 13)

(Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (Araf Suresi, 18)

Aslında şeytanın içine düştüğü bu durum, kibirli, kendini beğenmiş insanların düştükleri durumla aynıdır. Onlar şeytanın tuzaklarına düşerek büyüklenir, bu şekilde saygı ve itibar göreceklerini zannederler. Ancak tam aksine aşağılanırlar. Herşeyden önce Allah katında küçülürler, çünkü, "Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez". (Nisa Suresi, 36) İnsanlar arasında da küçülürler; kibirli insanların hiçbirinin gerçek bir dostu, gerçek bir seveni yoktur, hatta herkes böyle insanlardan için için nefret eder. Bu, aşağılanmanın en kötülerinden biridir. Daha büyük bir aşağılanma ise, bu insanların cehennemde şeytanlarıyla birlikte görecekleri şiddetli azap olacaktır.

Şeytan İlk Olarak Hz. Adem ve Eşine Vesvese verdi

İblis Allah'ın huzurundan kovulduktan sonra, kıyamete kadar sürecek olan mücadelesine başladı. İnsanları aldatarak saptırmak için onlara türlü yollardan sokuldu. İlk büyük tuzağı, cennette yaşamakta olan Hz. Adem'i ve eşini kandırarak, onları Allah'ın emrine itaatsizliğe sürüklemesiydi. İnsanlık tarihinin başlangıcındaki bu olay Kuran'da şöyle anlatılır:

Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Şeytan, kendilerinden "örtülüp gizlenen çirkin yerlerini" açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir." Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti. Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız." (Allah) Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır." Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve ordan çıkarılacaksınız." (Araf Suresi, 19-25)

İşte insanlığın dünyadaki yaşamının başlangıcı, Hz. Adem'in üstteki ayetlerde anlatılan durumuydu. Ancak Hz. Adem Allah'a tevbe etti ve Allah onu bağışladı. İblis'in insanların aleyhine yürüttüğü mücadelesi ise son bulmadı.

Şeytanlar İnsan Şeklinde Olabilirler


İsmali Hakkı Altunbezer'in tuğra şeklinde besmele levhası (Ekrem Hakkı Ayverdi hat koleksiyonu)

Allah Kuran'da şeytanların insan veya cin şeklinde olabileceklerini, konuşarak veya insanların kalplerine vesvese vererek onları etkileyip, doğru yoldan saptırabileceklerini bildirmiştir. Yani şeytanlar insan şekline de girip, insanların arasında dolaşabilmektedirler. Allah bu durumu Kuran'da şöyle bildirmektedir:

De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların Malikine, İnsanların (gerçek) ilahına; "Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran" vesvesecinin şerrinden. Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar); Gerek cinlerden, gerekse insanlardan. (Nas Suresi, 1-6)

Ayette görüldüğü gibi, "insan ve cin şeklindeki şeytanlar"dan insanların sakınmaları gerekir. İblis -Allah'ın dilemesi dışında- insana görünmez, ancak zihinlerine etki eder. İnsanlar, bazen akıllarından geçen kötülükleri, kuruntuları, dine muhalif düşünceleri kendilerinden zannederler. Oysa bunları onlara fısıldayan şeytandır. Eğer şeytanın etkisi altında olduklarını fark edip, Allah'a sığınır ve hemen hayır ve güzellik yönünde düşünür, Kuran ayetlerini akıllarına getirirlerse, şeytanın bu fısıldamalarının üzerlerinde hiçbir etkisi olmaz:

Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 200-201)

Şeytanlar aynı zamanda insan olarak da karşımıza çıkarlar. Bu bir insanın dostu olarak gördüğü bir yakını, bir fikir adamı veya saldırgan bir insan olabilir. Bu şeytanlar tüm özellikleri ile insana benzerler. Ancak konuşma ve tavırları ile insanları Allah'ın yolundan saptırmaya, onları dünya hayatına tutku ile bağlamaya çalışırlar.

Allah, birçok ayetinde şeytanın orduları olduğunu bildirmektedir. Ve bu şeytan orduları, binlerce yıldır insanları doğru yoldan saptırmak için mücadele vermektedirler. Ancak üstün gelenler daima Allah'ın yolunda olanlardır. İblis ve ordusu ise, cehennemle karşılık bulacaktır:

Artık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir. Ve İblis'in bütün orduları da. (Şuara Suresi, 94-95)

Şeytan Dünya Hayatını Çekici Göstermeye Çalışır

Şeytan, Allah'ın huzurundan kovulduktan sonra, düştüğü bu durumun nedeni olarak insanı görmüş ve insana olan kinini, onun soyunu saptırarak göstermeye karar vermiştir. Oysa, şeytan kendi ahlaksızlığı, küstahlığı, kibir ve itaatsizliği nedeniyle cezalandırılmıştır. Ancak kibirinden bu gerçeği kabul etmeyen şeytan şöyle bir yemin etmiştir:

O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi. (Allah:) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi. Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım." "Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (Araf Suresi, 14-17)

Şeytanın en önemli taktiklerinden biri insanları zaafları ile aldatmaya çalışmasıdır. Örneğin Hz. Adem ve eşini "sonsuzluk" vaadi ile kandırmıştır. İnsanların birçoğunu ise dünya hayatına bağlayarak, dünya hayatını çok çekici, süslü ve sanki hiç son bulmayacak bir yermiş gibi göstererek kandırmaya çalışır. Bir ayette şeytanın bu özelliğinden şöyle bahsedilir:

Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım." (Hicr Suresi, 39)

Örneğin şeytan bir iş adamına işine tutkuyla bağlanması, maddi kazancı ve ticari itibarı herşeyin üzerinde tutması için telkinde bulunabilir. Bu, daha önce de belirttiğimiz gibi yakınındaki bir insan veya onun zihnine telkinde bulunan bir cin şeytan olabilir. Bu insan, söz konusu telkinler nedeniyle tüm ahlaki ve manevi değerleri, dini, ahireti terk eder. Böylece şeytan, bu insanın zayıf yönünü kullanarak, onu dinden saptırmış olur.

Kuran'da, Allah şeytanın Sebe kavmini bu şekilde saptırdığını bildirmektedir:

"Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona herşeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var. Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar. Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar). O Allah, O'ndan başka ilah yoktur, büyük Arş'ın Rabbidir." (Neml Suresi, 23-26)

Ancak unutmamak gerekir ki, şeytanın taktikleri ve hileleri gerçekte çok zayıftır ve vicdanını kullanan, Allah'ı ve Kuran ayetlerini düşünen samimi insanların üzerinde hiçbir etkisi olmaz.

Şeytanın İman Edenler Üzerinde Hiçbir Etkisi Yoktur

Şeytanın tüm bu sinsi taktiklerinin ve mücadelesinin yanında bir gerçek vardır: Şeytan samimi iman eden kulların üzerinde hiçbir etki bırakamaz. Hatta güçlü imana sahip müminler, aynı Hz. Süleyman'da olduğu gibi, şeytanın tüm planlarına bir kilit vurur, onu tamamen etkisiz hale getirebilirler. Allah'ı çokça anan, herşeyde Allah'ın yarattığı bir hayır ve güzellik gören, her tavrında ve düşüncesinde Allah'a yönelen ve Kuran'a başvuran müminler için şeytanın hilesi çok zayıftır. Allah bunu ayetlerinde şöyle bildirir:

Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir. (Nahl Suresi, 99-100)

Allah başka ayetlerinde de, şeytanın hiçbir zorlayıcı gücü olmadığını, ancak Allah'ın ona bu imkanı vermesinin nedeninin, iyilerle kötülerin ayırt edilmesi için olduğunu bildirmektedir:

Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular. Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (Sebe Suresi, 20-21)

Şeytan müstakil güce sahip bir varlık değildir. Yaptıklarını Allah'ın bilgisi dahilinde yapmaktadır. Böylece şeytana uyanlarla, şeytanın tuzaklarına düşmeyen takva sahibi müminler birbirlerinden ayrılmaktadırlar.


Celi Sülüs Levha, Mehmet Tahir, İstifli celi sülüs hatla "Allah yardımcın olsun" yazılı. Altın yaldız tezhipli.

Şeytanın Kuran'da Bildirilen Bazı Özellikleri

Sinsi ve Yalancıdır (İbrahim Suresi, 22)

Azgın ve Kaypaktır (Hac Suresi, 3)

Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter (İbrahim Suresi, 22)

İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur (Nisa Suresi, 117)

İnsanlar Üzerindeki Etkisi Pisliktir (Enfal Suresi, 11)

İnsanların Şükretmelerini Engellemek İster (Araf Suresi, 17)

İnsanlara Korku Vermeye Çalışır (Al-i İmran Suresi, 175)

Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır (İsra Suresi, 53) (Maide Suresi, 91)

İnsanları, Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır (Araf Suresi, 20-21)

Allah'ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır (Fatır Suresi, 5-6)

Müminlerin Zamanla Yıpranmalarını İster (Al-i İmran Suresi ,155)

Yalan Vaadlerde Bulunur (İbrahim Suresi, 22)

Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır (Nisa Suresi, 119-120)

Sapkın Amelleri Süslü ve Çekici Gösterir (Neml Suresi, 24)

Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır (Bakara Suresi, 268)

Kibir Vermeye Çalışır (Sad Suresi, 74-75)

Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder (Nisa Suresi, 38)

Ayetlerden Uzaklaştırmaya Çalışır (Zuhruf Suresi, 36-37)

Unutkanlık ve Dalgınlık verir (Mücadele Suresi, 19) (En'am Suresi, 68) (Kehf Suresi, 63)

Duygusallık Telkini Yapar (İsra Suresi, 64) (Mümtehine Suresi, 1-3)

Detaylara Daldırır (Bakara Suresi, 67-71)

İsrafa Teşvik Eder (İsra Suresi, 26-27)

Şeytanın Allah'a başkaldırma cüretinde bulunan, son derece isyankar, insanlara karşı büyük bir düşmanlık besleyen, insanları doğru yoldan alıkoymak için türlü çabalar harcayan bir varlık olduğunu Kuran'dan ayetlerle açıkladık. Tarihin başından bu yana tüm insanları Allah'ın yolundan saptırmaya çalışan böyle bir varlığın, bir insanın hizmetine verilmiş olması elbette Allah'ın büyük bir rahmetidir. Hz. Süleyman'ın, şeytanları kendi emrinde çalıştırmış, onları hak dinin faydasına olacak işlerde kullanmış olması, kuşkusuz onun Allah'ın üstün kullarından olduğunun açık bir göstergesidir.

 


Ana Sayfa | Gelin Birlik Olalım | Ortak İnanç Esasları | Ortak Değerler | Barışa Davet | İslam'da Kitap Ehli | Ortak Fikri Mücadele
Radikalizm Tehlikesine Karşı Ortak Mücadele | İslam Tarihinde Müslümanlar ve Kitap Ehli | İslam'ı Yeni Öğrenenler İçin
Hazreti İbrahim ve Hazreti Lut | Hazreti Yusuf | Hazreti Musa | Hz.Süleyman | Hazreti Meryem | Hazreti İsa Ölmedi
Hz. İsa Allah'ın Oğlu Değildir Allah'ın Peygamberidir| Hazreti İsa Gelecek | Hazreti Muhammed
Yazar Hakkında | Bize Ulaşın | Diğer Siteler

Bu sitede yayınlanan tüm yazılar, Harun Yahya'nın kitap ve makalelerinden derlenmiştir.