SAYIN ADNAN OKTAR'IN KİTAP EHLİ KONUSUNDA YAPTIĞI AÇIKLAMALARDAN ÖRNEKLER

SAYIN ADNAN OKTAR'IN 8 MART 2008 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI

ADNAN OKTAR: Her düşünceye, her görüşe sevgiyle, şefkatle yaklaşmak lazım... Bu vatan hepimizin, bir arada olalım. Ateist olmak isteyen ateist olsun, dindar olmak isteyen dindar olsun, Museviler de başımızın tacı kardeşlerimiz, gitsinler sinagoglarda ibadet etsinler. İftihar ederiz, gideriz yemeklerini yeriz, evlerine gideriz, Yani bunlar rahatsız edecek şeyler değil.

ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği'nin sanat anlayışı, modernlik anlayışı, birlik ve beraberlik olma ruhu çok güzel. İlerlemeci, bilime ve teknolojiye önem veren yönü çok güzel. Ama dinle ilgili, İslamiyet'le ilgili hatta Hıristiyanlık ve Musevilikle ilgili görüşleri çok acımasız ve demokrat düşünceye hiç uymayan bir yapıda. Okullarda bir Musevinin çok rahat dinini yaşayabilmesi lazım, devlet kurumlarında dinini yaşayabilmesi lazım. Aynı şekilde bir Hıristiyanın ve aynı şekilde bir Müslümanın da. Din üzerindeki baskının tamamen kalkması gerekiyor. Avrupa Birliği'nin temel hatası ve temel yanlışı burda.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AKHABERLER İNTERNET SİTESİ RÖPORTAJI

(2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği bizim anlattığımız. Sevgiye dayalı, ırkçılıktan uzak, büyüklük iddiasından uzak. Büyük olan Allah'dır, biz kuluz. Bütün milletleri seven, onları da koruyup kollayan, Hıristiyanlara, Musevilere kucak açan, onları Türk İslam Birliği'nin içine almak için can atan bir düşünce. Daha önce böyle değildi. Türk Birliği iddiası vardı. Biraz kafatası düşüncesi var içinde. En büyük, en güçlü ırktır, dolayısıyla diğer ırklar hiçtir gibi mantığa götürebiliyorlardı. Halbuki öyle birşey yok. Bütün ırkları Allah yaratıyor. Hepsi bizim kardeşimizdir. Türk İslam Birliği içerisinde Rusya ihya olacaktır. Ermenistan'ın zaten Türk İslam Birliği'nin içerisine girmesini istiyoruz. Gürcistan'ın Türk İslam Birliği içerisine girmesini istiyoruz. Hatta İsrail'in de Türk İslam Birliği içerisine girmesini istiyoruz biz. Bizim Karaim Yahudilerinden bir sürü Türk kardeşimiz var. Velev ki, Türk olmasalar da, Hz. Musa'nın evlatları, Hz. İbrahim'in evlatları, peygamber nesli. Alınlarından öperiz biz onların inşaAllah. Yeter ki Allah'ı coşkuyla sevsinler, yeter ki helale harama dikkat etsinler, yeter ki, peygamberlere, meleklere karşı saygıları, sevgileri devam etsin. Öyle olduktan sonra zaten ayrımız, gayrımız olmaz inşaAllah.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI
(23 Nisan 2008)

Adnan Oktar: Ben Hıristiyanlara karşı ve Musevilere karşı her zaman sevgi duydum ve şefkat duydum. Onların yemeklerine gidilir, evlerine ziyarete gidilir, onların samimi olanlarıyla samimi dürüst Hıristiyanlarla, samimi Yahudilerle her zaman dostluk arkadaşlık bağlantısı olur.

Adnan Oktar:  Ben hiç bir zaman için antisemit olmadım. Museviler peygamber soyudur, mübarek bir soydur. Hz. İbrahim'in Yusuf'un İshak'ın soyundan gelen bir nesildir. Ve Musevilere karşı benim içimde her zaman bir sevgi muhabbet ve bir coşku olmuştur onlara karşı da bir koruma hissi içerisindeyim. Hiç bir zaman için onlara yapılan düşmanlığı muhalefeti kabul etmem ve buna karşı da fikren mücadele veririm. Benim karşı olduğum ateist Siyonistlerdir. Yani dinsiz imansız ateist Siyonistler. Benim mücadele ettiğim düşünce budur ve bunların her türlü eylemi ve ideolojisi. Yoksa dindar Musevilere karşı benim sevgim çok açıktır yani bunu her zaman gösteriyorum dindar Hıristiyanlara karşı da aynı şekilde içimde coşkuyla bir sevgi var. Onların Allah'ı sevmesi, Hz. İsa'yı sevmesi bütün peygamberleri sevmesi çok çok güzel bir şey.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL ALAM, İRAN RÖPORTAJI
(23 Eylül 2008)

Adnan Oktar:  Aslında tek başına masonluk şeytanın dinidir. Yani bütün olay masonluktan çıkıyor. Musevilik... bilakis Ehl-i Kitap'tır onlar, onlarla evlenilebilir, yemeği yenir, kestiği hayvanın eti yenebilir, selamlaşılır, ticaret yapılır, onları biz seviyoruz. Yani Musevilerle bizim. Müslüman'ın bir alıp-veremediği olamaz, bilakis dosttur onlarla. Ama asıl sorun ateist Siyonistlerdir, en tehlikeli olay budur, yani masonların güdümündedir onlar, masonlar da onların güdümündedir, yani şeytan bu iki sistemi birbirine kilitlemiştir, birbirinden ayrılmaz bir güç bu. Bugün İsrai'de dindar Musevilere azap verenler ateist yöneticilerdir. Mesela biz İsrail'de anti-darwinist, Darwinizm'i yeren, Darwinizm'i eleştiren bir konferans yapmak istedik, ateist-Siyonistler engellediler. Yani bu ne demek, biz diyecektik ki "Allah yarattı kainatı" onlar diyor ki "hayır böyle değil, Allah yaratmadı, tesadüfen oldu" diyor, tesadüfler, atomlar tek tek ilahtır diyor, bir bir ilahlardan oluşmuştur, atomlar yarattı diyorlar. Biz de bunu orada çürütmek istedik, fakat buna müsaade etmediler ateist-Siyonistler. Demek ki hem Musevilerin karşıtı bu insanlar, hem Müslümanların karşıtı. Onun için Müslümanların yapacağı şey, masonluğa ve ateist-Siyonizme karşı mücadele vermektir. Fakat dindar Musevileri ayrı tutmak, onlara şefkat ve sevgi duymak da çok önemli. Yani onları, onların içine karıştırmak çok yanlış olur.

Adnan Oktar: Türkiye öyle koparılacak gibi bir şey değil, yani çok büyük bir lokmadır, öyle herkesin boğazına takılır Türkiye, öyle boğazdan geçecek bir şey değildir Türkiye. Çok imanlıdır Türk Milleti, yüz elli yıldan beri yıkmaya çalışıyorlar Türk Milleti'ni, evvelALLAH adeta granit, yerinden bile kıpırdatamadılar, hiçbir şey yapamazlar. Ortadokslar faaliyet yapıyorlar, yapsın, Ermeniler de yapsın, onlar bizim kardeşimiz. Biz Müslümanları rahatsız eden bir şey olmaz ki bu, yani çünkü bu bir komunist, Darwinist bir hareket değil. Museviler Sinagog açsınlar, Ermeniler ibadetlerini yapsınlar, Ortadokslar, Katolikler hepsi istedikleri gibi ibadetlerini yapabilirler, Türkiye Osmanlı kalıntısıdır.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL BAGHDADIA RÖPORTAJI
(30 Nisan 2008)

Adnan Oktar: Ben tabii din ile siyasetin ayrı tutulması taraftarıyım. Bu düşüncedeyim ve laik sistem içerisinde, dinin anlatılması İslam'ın anlatılması ve yaşanması, taraftarıyım bunda herkesin huzurlu olacağını düşünüyorum çünkü bir toplumda dinsiz de vardır Yahudi de vardır Hıristiyan da vardır. Onların da hakkı vardır. Onların da birinci sınıf vatandaştır ve hatta değişik mezhepler vardır. Mesela Aleviler vardır Caferiler vardır hepsi bizim kardeşimizdir. Hepsine derin bir muhabbet duyarız ve onların hiç bir şekilde mağdur edilmesini gönlümüz kabul etmez. Zaten ben o tip bir mezhep ayrımında Aleviyi Caferiyi de hepsini bir görüyorum yani hepsini kardeşim olarak görüyorum. Bir de Ehli Kitap Kuran'da belirtildiği gibi ehl-i kitaptır onlar. Ama onlar da bizim Kuran'da kardeşimizdir, dostumuzdur. Onların da hakkı hukuku vardır. Onlarda da dostluk ve sevgi bağı içerisinde yaşamamız gerekir.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL BAGHDADIA RÖPORTAJI
(5 Ağustos 2008)

Adnan Oktar: ... Samimi bir Hıristiyan'a, samimi bir Yahudi'ye de şefkat ve sevgi çok önemli. Yani onlarda Allah'ın bize bir emaneti, onlarda aynı Allah'a inanıyorlar. Aynı peygamberleri seviyorlar. Onlara karşıda bir şefkat ruhu çok çok önemli. Yani böyle hırsla ve kinle bakan bazı insanlar var. Bu Kuran'a uygun değil. Peygamberimiz (sav)in sünnetine uygun değil. Peygamberimiz (sav) zamanında Museviler son derece rahat yaşadılar. Hıristiyanlar son derece rahat yaşadılar. Hatta Peygamberimiz (sav)in bir cariyesi biliyorsunuz Hıristiyandı. Bu çok çok çok yanlış olur. Yemekleri yenir. O insanlardan kız alınıp evlenilebilir. Evlerine gidip yatıya kalırsınız. Sohbet edilir. Onlar da Allah'ın yarattığı bir kul. Allah onların kaderini o şekilde yaratmış. Onun için bu nifaktan kaçınma olayı. Samimi olma olayı Müslümanların birbirini sevmesi ve son derece samimi olması çok çok önemli.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI
(6 Ağustos 2007)

AL JAZEERA: Siyonizm?
ADNAN OKTAR: Siyonizm de aynı şekilde. Eğer dünyaya hakim olmayı düşünen, diğer dinleri reddeden, tek bir dinin hakimiyetini iddia eden, diğer insanları kabul etmeyen bir ideoloji varsa ortada, tabiki ben buna karşı mücadele ederim.
ADNAN OKTAR: Ama böyle bir iddiası yoksa bir insanın, ona birşey demem. Ehli Kitaptır Museviler. Yani kendi dinini yaşamak istiyorsa, kendi ülkesinde oturmak istiyorsa istediği gibi oturur istediği gibi yaşar. Ona saygı duyarım, ama "Bu bana yetmiyor, ben bütün dünyaya hakim olacağım ve bütün dinleri ortadan kaldıracağım, sadece ben kalacağım diyorsa" bunu kabul etmem tabii.
ADNAN OKTAR: Ben Ehl-i kitaba karşı tabiki şefkat duyarım. Yani hristiyanlara da Musevilere de şefkat duyarım. Ehl-i Kitabı Peygamberimiz (sav) zamanında da Müslümanlar koruyup kollamışlardır. Ehl-i Kitaba İslamda bir düşmanlık yok. Onların hakları savunulur, ülkesinde rahat rahat yaşarlar. İbadetlerini rahat rahat yaparlar. Ama saldırgan bir tutum gösterirlerse savunur Müslümanlar kendisini. Ama normal ibadetinde kendi halinde olan bir Ehl-i Kitaba karşı kin ve nefret olmaz.
El Cezire: İsrail'den nefret ediyor musunuz?
ADNAN OKTAR: İsrail'den nefret etmem diye birşey olamaz. Yani Ehl-i Kitap olduktan sonra, Allah'ın o şekilde yarattığı bir kavimdir onlar. Yani Musevilerin var olduğunu Allah Kuran'da belirtiyor. Böyle bir kavim var ve bunların İsrailde yaşamaları son derece normal, yaşayabilirler.
ADNAN OKTAR: Yani Kuran'ın söylemediği Peygamberimiz (sav)in yapmadığı bir şeyi biz yapamayız. Kuran'da varsa Peygamberimiz (sav) böyle bir şey söylüyorsa yaparız ama  Kuran böyle bir şey söylemediğine göre, Kuran Ehl-i Kitabın haklarını onlara verdiğine göre, biz de aynı şekilde onlara davranmak mecburiyetindeyiz.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI
(17 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR: Müslüman zaten laiktir. Laik düşünce içerisindedir çünkü laikliğin faydası, o topluluğu münafık olmaz. Dinsiz olan insan açıkça dinsizliğini söyler, Hıristiyansa Hıristiyan olduğunu söyler, Museviyse Musevi olduğunu söyler, dolayısıyla Müslüman için bir konfordur laik olmak. Dolayısıyla ben de laik sistemi savunuyorum.

ADNAN OKTAR: Bir kere yeryüzünde Hıristiyanlar olması, Museviler olması Müslümanlar için büyük bir nimet, olmayabilirlerdi. Onlar da ateist, onlar da dinsiz olabilirlerdi. Ama Allah bir nimet olarak onlara iman nasip etmiş, Hıristiyanlar Hz. İsa'ya karşı derin bir sevgi duyuyorlar, Museviler Hz. Musa'ya karşı derin bir sevgi duyuyorlar. Tabiki tahrif olmuş dinlerdir ve Kuran o tahrifat neticesinde meydana gelen eksiklikleri de bu din mensuplarına bildirmiştir. Kuran'da Hıristiyanlıkta ve Musevilikteki eksik yönler ve yanlış yönler bildirilmiştir. Dolayısıyla Hıristiyanlar da eski İslam dini mensubu olduğu için onlar da bizim kardeşlerimizdir. Onlara sevgiyle, şefkatle yaklaşmamız gerekiyor. Onları böyle dışlayan tavırdan şiddetle kaçınmamız gerekiyor. Omuz omuza dinsizliğe karşı, ateizme ve Darwinizm'e karşı mücadele etmemiz gerekiyor.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI
(9 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR:  İsrail- Filistin sorununun çözümü tabii ki çok aleni ve açık olarak Türk-İslam Birliğidir. Türkiye'nin öncülüğünde Türk Devletlerinin desteğinde büyük bir Türk-İslam Birliği oluştuğunda bu dünya çapındaki süper güç, çok güzel bir güvenlik şemsiyesi meydana getirecektir. Böyle bir güvenlik şemsiyesi içerisinde hem İsrail çok rahat eder hem Filistin çok rahat eder hem de konu kökünden çözülmüş olur. O güvenlik için yapılan duvarlar yıkılır. Çünkü İsrail bir hapishaneye döndü şu an. Hem Filistinliler için bir hapishane hem İsrail için bir hapishane. Bu ortadan kalkar, herkes barış ve huzur içerisinde ve refah içerisinde yaşar.

Ama şu an İsrail'de ateist Siyonistler devletin içine tam sızmış durumdalar. Yani, İsrail derin devleti ateist Siyonistlerden oluşuyor. Bunun böyle olması her türlü fitnenin ve kargaşanın da çıkmasına sebep oluyor... Çünkü konu asıl ateist Siyonistlerden kaynaklanıyor. Yani orada dindar Museviler olsa böyle bir konu olmaz.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ART TV (UŞAK) RÖPORTAJI
(19 Ağustos 2008)

Adnan Oktar: İmanlıdır, Allah'tan korkar, akılcı hareket eder, makuldür, işte böyle bir millete Allah İslam'ın bayraktarlığını nasip ediyor. İslam ahlakını yayma görevini, böyle bir millete vermiş oluyor Allah inşaALLAH. Osmanlı döneminde de bu böyleydi yani Türk deyince, Türküm diyen herkes Türk'tür. Ona bakarsan ben mesela seyyidim Peygamber Efendimizin neslindenim ama halis kan Türküm. Halis Türk. Çünkü Allah bu milleti, Türküm diyen herkesi bir manevi himmet altına almış sanki, böyle bir örnek ahlak, örnek İslam'ı yaşayan bir millet, mesela şu an sorun İslam aleminde herkese sorun. En güzel İslam'ı kim yaşıyor deyin. Türkiye diyeceklerdir. En makul en tutarlı, en adil, aklıbaşında yaşayan Türklerdir. En temiz, tertemizlerdir. Onun için ittifak var yani Türkiye önder olsun diyorlar bütün, Türk alemide İslam alemide bunu söylüyor. Zaten Türk aleminin büyük bir bölümü, Müslümandır ama Hıristiyan da bizim kardeşimizdir. Musevi de bizim kardeşimizdir. Ermenisi de Gürcüsü de hepsi bizim kardeşimizdir. Çünkü Osmanlı milletler topluluğu içerisinde bunlar hep bizim bağrımıza bastığımız, Osmanlı'ya Türklüğe hizmet etmiş, insanlardır. İslam'a Kuran'a hizmet etmiş insanlardır. Mesela en değerli ustalar, sanatçılar hep Ermenilerden çıkmıştır. Rum'lardan çıkmıştır. Yahudi bilim adamları, Yahudi sanatçılar, Musevi sanatçılar, çok büyük hizmetler vermişler, saraylarda görev almışlardır. Sonradan böyle bir fitne çıkarılmıştır. Irkçılık fitnesiyle onlarla sanki böyle bir kinleşme kavga varmış gibi masonlar böyle bir kahpece oyun oynamışlardır. Yani sanki böyle bir Rum, denince Ermeni denince, hatta insanların kafasına oturmuştur böyle. Mesela o tertemiz insanlar mazlum insanlar Rum'um demeye Ermeni'yim demeye çekinir hale getirmişler onları, Musevi'yim demeye çekinir hale getirmişler. İşte bu bir masonik oyun bu. Halbuki Ehli Kitap bizim kardeşlerimiz bunlar. Bunlar Hz. İbrahim'i sever. İsmail'i sever.  İshak'ı,  Yakup'u sever. Tek Allah'a inanır. Aynı peygamberleri severiz. Aynı meleklere karşı sevgimiz var... Allah onları Kuran'da Ehli Kitap olarak belirtiyor. Onun için bu kin, adavet, düşmanlık hepsi kalkacak. İsrail alabildiğine özgür olacak. Ermenistan özgür olacak.

Adnan Oktar: Sinsilik yapmıyor tabi açıkça söylüyor. Dinsizim ona göre davranışını ona göre şey yap diyor yani arkadaş da olursun, sohbet de edersin adam çünkü açık kim olduğunu biliyorsun yani sinsilik yok. Bir kalleşlik yok, bir oyun yok. Münafıklığı ortadan kaldıran bir sistem olduğu için laiklik çok kıymetli. Osmanlıda da uygulanmıştır. Bundan sonrada uygulanması gereken, çok ehemmiyetli bir uygulamadır. Çünkü laiklikte Ermenilerde rahat eder, Yahudilerde rahat eder, Museviler efendim Protestan da, Ortodoks da Katolik de hepsi rahat edeceklerdir. Onun için sırf Müslümanların rahatlığı üstüne kurulu değildir İslamiyet. Ehli Kitapta rahat edecek, müşrik de rahat edecek, çünkü onlara da eman veriliyor. Onlarında korunması gerekiyor. Allah'ta hatta ayette şeytandan Allah'a sığınırım 'Onlar güvenlikle yerlerine kavuşuncaya kadar onlara eşlik edin' diyor Allah. Yanlarında gidin, koruma görevi yapın diyor Allah. Yani ayet bu müşrikler için, putperest onları bile koruyun diyor Allah canlarını koruyun diyor. Yani Müslümanın üstüne bir vazife bu onların canını korumak. Onun için hepsinin birinci sınıf vatandaş olması için laikliğin olması şart yani bunda tartışılır bir konu yok? Zaten Müslümanlığın da bir gereği bu.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ASAHI SHIMBUN RÖPORTAJI
(21 Aralık 2008)

Asia RFA: Burada Hıristiyan ve Budist Türkleri nereye yerleştiriyorsunuz?
Adnan Oktar: Onlar o birlik içerisinde son derece rahat edeceklerdir. Yani onların hakkı en güzel şekilde savunulacaktır. Yani hatta ateist olanlara da gereken saygı, ilgi, hürmet göstertilecektir.

Adnan Oktar:  Bir pan Türkizim, bir pan İslamizm vardır. Bir de Türk İslam Birliği vardır. Pan Türkizim'de eğer insan isterse bunu Türk ırkının dünya ırklarının üstünde olduğunu ve bütün dünya ırklarının ona köle olacağı şeklinde yorumlayabilir. Bundan tabi ki korkar insanlar. Yahut mesela İslam Birliği olarak düşünür. O katı kuralların hakim olduğu çok acımasız bir sisteme dönüştürmeye kalkabilir şahıslar. Tarihin karanlıklarında biz bunu gördük. Daha önceki dönemlerde gördük. Ne o ne o burada kastedilen. Bir kere burada laiklik sigortası var. Sistem tam bir laik sitem üzerine oturacak bu çok önemli. Budist birinci sınıf insan olacak, ateist birinci sınıf insan olacak, birinci sınıf vatandaş olacak. Müslüman birinci sınıf vatandaş olacak. Hıristiyan birinci sınıf vatandaş olacak. Musevi birinci sınıf vatandaş olacak. Bu laiklikle sağlanacak. Ama bir coşkun sevgi ortamı ve güven ve tabi güçlü bir askeri birlik, askeri yapılanma. Nerede terör var. Kan akıtmaya da gerek yok. Arkadaş dersin terörü kes. Adam durdurur,  yani caydırıcı güç karşısında bir insan uzatmaz. Dünyanın neresinde olursa olsun terör olduğunda ilgili şahsı çağırırsın arkadaşım ayıp yapıyorsunuz bunu yapmayın dediğinde konu biter yani amansız bir güç olacaktır çünkü Türk İslam Birliğinin askeri gücü akıl almaz bir güç olacaktır. Kime rica etse konu biter. Dolayısıyla kargaşa bitecektir. Adaletsizlik bitecektir. Onun için kimse buna itiraz etmez.

AZERBAYCAN-AZADLIQ GAZETESİ RÖPORTAJI
(14 Eylül 2008)

ADNAN OKTAR: Ben anlamıyorum. Bir Hıristiyan bir rahip var. Ve gidip onunla bir Müslüman görüşüyor. Peygamber Efendimiz de görüşüyordu. Sahabeler de görüşüyordu. Ne var bunda. Hahamla da görüşülür. Musevilerle de görüşülür. Hatta evlenilir. Kız alınır. Hıristiyanlardan kız alınır. Musevilerden kız alınır. Yemeği yeniyor. Kestiği yeniyor. Niçin görüşülmesin, bir nezakettir. Gitmiş ziyaret etmiş, o da ona gelebilir. Birbirlerinin evlerine gelip, ziyaret ederler.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN GAZETE 525 VE ATV RÖPORTAJI
(27 Ağustos 2008)

Adnan Oktar. Bir kere İslam'ın yükselişi için samimiyet şart. Çok çok samimi olmak şart. Şeytandan Allah'a sığınırım Allah, ancak samimi olan kullarım kurtulur diyor. Samimi olacaklar bir, samimi olunca Kuran bize sevgiyi, affetmeyi, şefkati, merhameti, dostluğu ve yardımlaşmayı emrediyor. Yani, komşuda aç iken tok yatılmıyor. Öyle bir din. Adam öldüren affediliyor. Allah diyor ki, affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor şeytandan Allah'a sığınırım. Affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor. Cinayet işleyen adamı dahi affediyoruz inşaAllah. İslam böyle bir din. Bunun gelişmesi için tabi, sanata, bilime, estetiğe, sevgiye, güzelliğe, çok önem verilmesi lazım. Öyle bir hırka işte bir lokma ekmek, işte yerde oturalım, kimseyle konuşmayalım, herkese düşman olalım bunlar çok çok yanlış şeyler. Herkesi kucaklayan, herkesi kurtaran bir dindir İslam Dini. Hıristiyanlara da, Musevilere de şefkatle yaklaşan, sevgiyle yaklaşan bir dindir İslam dini. Onun için eski yine 1800'lerin kafasıyla, o zamanki İslam anlayışıyla olaylara yaklaşmak çok yanlış. Bu 2000'li yılların, 21. yy bir İslam anlayışı vardır. Kuran'a tam uygun bir İslam anlayışı bunun dünyaya hakim olması şu an mevzu bahis, bu yayılıyor. Yani, bu yüzden de İslam çığ gibi yayılıyor. Eski kafada olsaydı, eğer 1800'lerin mantığı olsaydı, İslam tamamen gerileyip Allah esirgesin belki de çok küçülebilirdi. Bu kadar yayılmasının sebebi bu anlattığım olumlu bakış açısı ve olumlu Kuran'ın yorumudur.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN APA HABER AJANSI (AZERBAYCAN)  RÖPORTAJI
(16 Ağustos 2008)

Adnan Oktar. Ermeni de denen insan Allah'a inanıyor. Bütün peygamberlere inanır. İsa'ya, Musa'ya, İbrahim'e inanır, ahrete inanır, e daha ne istiyorsun kardeşim ne güzel işte, Ehli Kitap değil mi? Ve mazlum Allah'a gönül bağlamış, sanatçı insanlardır böyle kafası çalışan insanlardır Ermeniler. Bütün, Osmanlı döneminde öyleydi. Bütün sanatçılar, bilim adamları, hekimler hep Ermeni idiler. Sonradan bir Darwinistlerin ortaya çıkmasıyla bir fitnedir ortalığı kapladı. Irkçılık fitnesi kapladı. İttihat Terakki kafası kapladı. Yüzyıla yakın zamandan beri millete kan kusturuyorlar. Darwinizm fitnesinin gitmesiyle Allah'a şükür bunu cenazesini kaldırdık Darwinizmin.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN NOVOYE VREMYA RÖPORTAJI
(6 Ekim 2008)

Sayın Adnan Oktar: Yani onların dostu olduğumuzu, Müslümanların kan dökücü olmadığını, iyi niyetli olduğu, sevgi dolu olduğu, Hıristiyanları sevdiği, Musevileri sevdiği onlara çok iyi anlatılması lazım. Çünkü onlara Müslüman denildiğinde onlar böyle eli baltalı, eli kılıçlı, gözü dönmüş adamlar akıllarına geliyor. Halbuki Müslüman şefkatli, merhametli, samimi, modern, aydın, ilerici, aklı başında insandır. Dünyanın en kaliteli insanıdır. Müslüman, eşittir dünyanın en kaliteli insanı. Bu vardır, bunu çok iyi anlatmak lazım. Bunu eğer Avrupa'ya, Amerika'ya çok iyi anlatırsak, Amerika'nın bu şiddet siyaseti için hiçbir sebep yok.

Sayın Adnan Oktar: Amerika'nın petrolle ilgili bir derdi yok aslında onu yanlış biliyorlar. Mesela Irak'a giriyor Amerika, yani orada yaptığı masraf, oradan alacağı petrolle kıyaslandığında yani kıyaslanamayacak kadar büyük zarar içinde Amerika. Çok büyük bir zarar içerisinde ve muazzam bir harcama yapıyor. Irak'ın petrolünü falanda aldığı yok, yani öyle bir şeyde yok. Amerika sadece terör korkusu içerisinde, şiddet korkusu içerisinde. Amerikan devletine, Amerikan milletine, diğer devletlere, insanlara, zarar geleceği korkusu içerisinde. Bu korku kaldırılırsa, Türk İslam Birliği kurulursa, bu Türk İslam Birliği'nin sevgisi, dostluğu, kardeşlik anlayışı, ehli kitaba yani Musevilere, Hıristiyanlara olan muhabbeti iyi vurgulanırsa Amerika derin bir oh şeker ve son derece rahat olur. Yani dünyada ki bu işgal politikaları, şiddet politikaları falan hemen hepsi durur. İnşaAllah.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI
(14 Ağustos 2008)

ADNAN OKTAR: Hem de nasıl, yani İslam en güzel laiklikle yaşanır. En mükemmel laiklikle yaşanır. Laiklik kalktı mı münafıklık devreye girer. Adam Müslüman olmadığı halde Müslümanım demeye başlar o zaman. Zor girer artık, zora dayalı bir din anlayışı girer. Yani diyorlar ya sokak baskısı falan denilen bir şey var. Onun gibi bir şey olur o zaman. Laiklik kalktı mı onun anlamı budur. Laiklikte ne olur. Ermeni açık açık Ermeniliğini anlatır, yaşar, gider kilisesinde ibadetini yapar. Yahudi gider Musevi, sinagogta ibadetini yapar. Hristiyan gider kilisede ibadetini yapar. Müslüman da gider camide namazını kılar. Kimse de kimseye müdahale etmez. Herkes birbirine saygılıdır, sevecendir. Dinsiz de ben dinsizim arkadaş der. Haşa, bizim için kabul edilir bir yanı yok tabi ki ama, yani ateist de diyebilir bunu, mesela bir komünist de ben komünistim diyebilir. İşte laiklik de bunu sağlar. Laiklik kalktı mıydı ne olur? komüniste sorarsın sen nesin? Elhamdülillah Müslümanım diyecek. Şimdi bu din mi bu? Bu münafıklık işte, adamı samimiyetsizliğe ve sahtekarlığa itmiş oluyorsun. Adam açık açık söylesin samimi ve dürüst olarak ben komünistim desin. Ateistim desin ve devlet ona şefkat göstersin, korusun, kollasın, birinci sınıf vatandaş olsun bu insan. Yani inancından düşüncesinden dolayı bir insanı aşağılamak olmaz. Yaşam hakkını elinden almak hiç olmaz. Demokratik haklarını elinden almak hiç olmaz. Çünkü adam dürüst. Allah onu öyle yaratmış inancı o. Allah zaten Kuran'da diyor. Müşrikler olacak diyor. Allah'a inanmayanlar olacak diyor. Var diyor bunlar diyor Allah. Bunu yaratan kim, Allah yaratıyor. İstesem hepinizi dindar yapardım diyor Allah. Şeytandan Allah'a sığınırım. Hepinizi Müslüman yapardım diyor. Bir hikmete binaen Allah onları o şekilde yaratıyor. İşte laikliğin faydası herkese hürriyet getirmesidir. Din ile laiklik tam bir uyum halindedir. Osmanlı döneminde de olmuştur bu, bundan sonra da olacaktır. İnşaAllah

SAYINADNAN OKTARIN AZERNEWS (AZERBAYCAN) RÖPORTAJI
(23 EKİM 2008)

ADNAN OKTAR: Türkiye tabii Büyük Türkiye olacak bu kesin. Yani altını çizerek, net bak yüzde doksan dokuz demiyorum, yüzde yüz. Türk İslam aleminin lideri olacak yani. On yirmi yıl içerisinde bunu bütün dünya görecek, ben de buradayım siz de buradasınız, herkes burada, bu net bu Allah'ın izniyle, bunun hiç, yani ikinci bir yolu yok bunun bu insanlığın kaderi bu inşaAllah, bu şekilde olacak. Türk-İslam aleminin lideri olarak zaten bir İslam dünyasına Türkiye'nin hakimiyeti var. Ama Türk ülkeleri zaten Müslüman ülkeler genelde. Fakat Müslümanlığın içerisinde Hıristiyanlık ve Musevilik de kardeş olarak görülen dinlerdir. Yani onlara Ehli Kitap gözüyle bakılır. Sevgiyle bakılır. Yani Türk-İslam birliğinin bir parçasıdır onlar da... Allah, Ehli Kitap var diyor. Onları İslam'a çağırıyoruz ama Müslüman olmasalar bile onlar Ehli Kitaptır. Yani hükmen. Çünkü Hz. Musa'nın şeriatına sadakat gösteriyor, devam ediyorlar. Hıristiyanlık da Hz. İsa'nın dinine sadakat gösteriyor ve ona bağlı olarak onun ümmeti olarak devam ediyorlar. Bunlara Ehli Kitap diyoruz biz. Yani onlarla evlenilir, kızlarını alabilir Müslümanlar, evlenebilirler. Yemeği yenir, kestiği yenir. Mesela Musevilerin kestiğini yersin. Yemekleri de yeniyor, gider evlerinde yemeklerini yersiniz. Misafir olunur, sohbet edilir, onun evine kalmaya gidebilirsin, o senin evinde kalmaya gelebilir. Bu ne demektir? Çok sıkı bir dostluk ve kardeşlik havası demektir. Bu anlatılan, yani evleniyorsa bir insan, evlenip onu evine alıyorsa ve karısı olarak değil mi onunla yaşıyorsa, hayatını birleştiriyorsa bu nedir bu? Bu çok yoğun bir dostluk ve kardeşlik bağıdır bu.. Türk-İslam birliğinin bir parçasıdır Hıristiyanlar da. İsteyen her İslam ülkesine komşu olan Hıristiyan ülkelerde Türk-İslam birliğine girebilirler. Davet edilir. İsterse rahatça girer. Yani sevinçle de kabul edilir bu. Dolayısıyla Türkiye hem Müslümanların hem Hıristiyanların hem Musevilerin lideri olmuş olacak inşaAllah. Yani lideridir, lideri de olmuş olacak. Ve hepsine barış, huzur ve adalet sunacak. Türkiye zaten bunu şu an fiilen yapıyor. Bosna'da da yapıyor, efendim Irak'ta da yapıyor. Efendim Afganistan'da da yapıyor, her yerde yapıyor, nereye gitse sevgiyle karşılanır Türk ordusu. Ama bunun çapı çok genişleyecek. Çünkü bizim milletimiz böyle şefkatlidir, sevgiden dostluktan çok hoşlanır. Yani yemez yedirir, içmez içirir, yani mesela en iyi yatağı olsa gider onu misafirine verir, kendi yani onu aramaz.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ
(15 Ocak 2008)

ADNAN OKTAR: Sinagogdaki hahamlar, klisedeki rahipler bunlar bizim misafirimizdir. Bunlara zulmetmek, öldürmek, acı çektirmek hem günah, hem çirkin, hem ayıp yani çok yakışıksız hareketler bunlar. Zulümdür bunlar. O Müslümanın yapacağı birşey değil. Kiliselerde her zaman din adamları bulunmuştur. Peygamber Efendimiz'in devrinde de vardı. Onlar muhafaza altında tutulurlardı. Müslümanlar onları korurlardı. Biz onları korumakla mükellefiz, öldürmekle mükellef değiliz. Bu tam bir zulüm ve cinayet.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(23 Temmuz 2008)

Adnan Oktar: Yahudi lobisi yani eğer dindar Yahudiyse, dindar Hıristiyansa zaten bunlarla görüşülür, zaten konuşulur, yani samimiyseler. Peygamber Efendimiz de görüşüyordu Yahudilerle, onlarla ticaret yapıyordu, bağlantısı oluyordu. Hıristiyanlarla da bağlantısı oluyordu bu bir suç değildir. Ama ateist Siyonistler, masonik karanlık örgütler ve çeteler bunlar sorundur. Ergenekon çetesi gibi komünist derin devlet örgütlenmeleri asıl büyük tehlikedir. Bunlarla bağlantıyı ben çirkin görüyorum. Yanlış görüyorum. Yoksa pek tabii ki yani dünyada iki büyük semavi Ehli Kitap dini var. Yani İslam dininin dışında, gerçek hak din olan İslam Dininin dışında,  biri  Hıristiyanlık, biri Yahudilik. Tabi ki Hıristiyanlarla, Yahudilerle Müslümanların bir bağlantısı olur. Bu çok makul Peygamber Efendimizin devrinde olduğu gibi aynı şekilde olacaktır.

Adnan Oktar: Ben dinler arası diyalog diyince bir Hıristiyan olur. Dindar bir Hıristiyan gidersin evine yemek yersin hal hatır sorarsın. Ticaret yaparsın konuşursun ben böyle anlıyorum. Peygamber Efendimiz zamanında da buydu. Yahudi de öyle mesela sinagogdan çıkar. Gider onun mesela lokantası varsa gider orada yemeğini yersin konuşursun evine ziyarete gidersin. Hatta Hıristiyanlardan kız alınılabilir, evlenilebilinir. Yahudilerden de kız alınıp evlenilebilir. Yani ben bunu bu şekilde biliyorum. Bunun anormal bir yönünü göremiyorum. Göremem de çünkü Peygamberimiz (sav) uygulaması var.

Adnan Oktar: Geldiğinde o güzel peygamber 33 yaşında olacaktır. Hatta saçının temizliğinden böyle sanki ıslak gibi görüntü alacaktır. Çok çok efendi, çok çok aklı başında, nefis bir insandır Hz. İsa Aleyhisselam. Zaten bakar bakmaz anlaşılır onun Peygamber olduğu. Birçok mucize gösterecektir. İnsanlar bunu zaten görüp tanıyacaklardır, anlayacaklardır. Burada ömrünü tamamlayacaktır dünyada. Ve dünyadayken vefat etmesi de bu  dünyada olacaktır inşaAllah. Fakat Kuran ayetlerinde çok açık belirtilmiştir. Sana iman etmedik diyor şeytandan Allah'a sığınırım sana iman etmedik tek bir fert kalmayacak diyor Allah. Yani Kuzey Kutbunda, Güney Kutbunda dünyanın her yerinde, herkes Hz. İsa'ya iman edecek inşaAllah. Ölümünden önce O'na iman etmedik hiç bir fert kalmaz diyor Allah. Ölümünden önce bu da ancak onun inişiyle olacaktır inşaAllah. O kıyamet için bir alamettir diyor. Zaten kıyamet alameti gelişi Hz. İsa Mesihin gelişi.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN İFTAR YEMEĞİ KONUŞMASI
(6 Ekim 2008)

ADNAN OKTAR: Müslüman, akılcıdır, şefkatlidir, merhametlidir, affedicidir, saygılıdır, her fikre karşı hürmetkardır. Hıristiyanları, Musevileri, diğer din mensuplarını saygı ile karşılar, onların can güvenliğine, namusuna, haysiyetine, her şeyine dikkat eder. Eğer bunu yapmıyorsa dinle, İslam'la alakası yoktur. Orijinal bir insandır. Belki Darwinizm'in etkisinde kalmıştır. Belki başka felsefelerin etkisinde kalmıştır. Belki Marksist görüştedir. Belki anarşist terörizmi savunuyordur. Dolayısıyla Müslümanım demesi yeterli değil. Müslümansa, Müslümanlığın gereğini yapması lazım. Bunu yapmıyorsa, yani onu Müslüman olarak adlandırmanın pek bir mantığı olmaz diye düşünüyorum.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL ROPÖRTAJI
(14 Eylül 2008)

ADNAN OKTAR: Naziler bir tek Musevileri değil orda birçok insanı katlettiler ve büyük bir kitle katliamı yaptılar ama dindar Musevileri de acımasızca öldürdüler, bunlar tabi ki Darwinist faşistlerin yaptığı acımasız bir uygulama, bu bir gerçek. Ben bunu çok detaylı anlattım. Peygamber soyudur, Hz. İbrahim'in soyundan gelen bir kavimdir Museviler, değerli insanlardır, ben Musevileri çok severim. İshak, Yakup, İsmail, Hz. Yusuf, Süleyman bunlar hep bizim peygamberlerimizdir ve onlar da bu soydan gelmekteler dolayısıyla Musevi soyunu ortadan kaldırmaya kalkanlar Hz. İbrahim'in soyunu ortadan kaldırmaya kalkmış oluyorlar, bir Müslümanın peygamber soyunu ortadan kaldırılmasında sesiz kalması düşünülemez tabi ki tavır koyar, ben de bu konuda şiddetle tavır koyuyorum ve Musevilere karşı halen de baskı yapılmasını, onlara karşı yok etme eylemi yapılmasını, o ülkeden çıkarılmaları için her türlü yapılan eylemi şiddetle kabul etmiyorum ve karşı koyuyorum buna. 

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ECH CHOROUK EL YOUMI (CEZAYİR) RÖPORTAJI
(17 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimizin getirdiği din İslamiyet laikliğin olduğu bir dindir. Laiklik de dinsizlere de saygı vardır, Hıristiyanlara tam bir saygı vardır, Musevilere tam bir saygı vardır, herkes dinini istediği gibi yaşar ve baskı yoktur. Kimse kimseye dininden dolayı müdahale etmez dolayısıyla böyle bir sistemde münafık olmaz. O yüzden laiklik gerekir. Yalnız laiklik zaten hak dinlerden alınmış bir düşünce sistemidir. Yani İslam laikliği laiklikten almadı, İslam dinlerinden alınmıştır laiklik.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN EL SIGLO (İSPANYA) RÖPORTAJI
(11 Haziran 2008)

Adnan Oktar-Tabi çok isterim. Ben Hıristiyanları çok seviyorum. Musevileri de çok seviyorum. Mesela İsrail'deki çalışmalarımız sonucunda İsrail'deki gençlik büyük çapta dine döndü. Musevilik daha güçlendi şu an İsrail'de... Ben bir Yahudinin iyi bir Yahudi olmasını isterim. İyi bir Musevi olmasını isterim. Bir Hıristiyanın İyi bir Hıristiyan olmasını isterim. Müslümanın da iyi bir Müslüman olmasını isterim. Kiliseler Hıristiyanlarla dolsun. Sinagoglar Musevilerle dolsun. Camilerde Müslümanlarla dolsun istiyorum. Herkes Allah'ı sevsin istiyorum ve varlığını anlasınlar istiyorum

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ENDONEZYA-ANTARA HABER  AJANSI RÖPORTAJI
(16 Eylül 2008)

Muhabir: Altınçağ'da diyor, ideal İslam yapısı inşaALLAH beşyüz sene önce olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında olduğu gibi, bütün dindar olsun-olmasın Hıristiyanlar, Kitap Ehli'nin hep birlikte yine birlikte yaşabileceği, huzur içinde yaşayabileceği bir ortam mı oluşturacak acaba?

Adnan Oktar: Evet, evet. Özellikle o şekilde. Ehli Kitab olan Hıristiyanlar, Ermeniler, Ortodokslar, Katolikler, Protestanlar, Museviler, Ortodoks Museviler, ateistler, masonlar, budistler hepsi bu ortam içerisinde huzur, güvenlik, tam bir can güvenliği içerisinde, tam bir huzur içerisinde, tam bir ekonomik refah içerisinde kardeşçe ve dostça yaşayacaklar dersin.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN GARETH JENKINS RÖPORTAJI
(13 Temmuz 2008)

Adnan Oktar: Evet. Tabi insanların iyi olması güzel olması, mesela Musevilerin daha dindar olması, Hıristiyanların daha dindar olması, daha güzel huylu olması. Müslümanların daha dindar daha güzel huylu olması. Böyle radikalliğin, şiddetin, hoşgörüsüzlüğün, sevgisizliğin ortadan kalkması. Bunun yerini sevgi, barış ve kardeşliğin alması. Demokratik düşünceye, özgürlüklere yol verilmesi. Bunları savunuyorum.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI

(15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Ermenisi, Musevisi, Rumu hep iç içe, kardeş olarak çok güzel ve hoşnutluk içerisinde, sevgi içerisinde, bereket, bolluk, barış içerisinde yaşayacağız inşaALLAH.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN THE GUARDIAN RÖPORTAJI
(3 Nisan 2008)

ADNAN OKTAR: Ben anti-semit değil tam tersiyim. Yahudileri çok severim ben çünkü onlar Peygamber neslidir. Hz. İbrahim neslinden gelen insanlar, be de Hz. İbrahim'in neslinden gelen bir insanım. Onlara benim düşman olmam mümkün değil, çünkü o zaman Peygamber soyuna düşman olmam anlamına gelir. Benim karşı olduğum inançsız, ateist, Siyonist düşüncedir karşı olduğum. Yoksa ben dindar Musevileri çok çok severim. Ve onlarada çok ciddi saygı duyarım, bunu herkes bilir.

ADNAN OKTAR: Mesela İsrail'e gidip biz anti-Darwinist konferans veriyoruz. Oradaki Musevi gençlerin Allah'ı daha çok sevmesini istiyoruz. Tevrat'ı daha titiz uygulamalarını, Tevrat'ın doğrularına daha çok uymalarını istiyoruz. Bu da o bize atfedilen iddanın yanlış olduğunu göstertiyor. Doğrusu Hristiyanları da, Musevileri de gerçek dindar olmaları şartıyla, samimi dindar olmaları şartıyla sevdiğimiz yönünde.

ADNAN OKTAR: Evet bir korku var, fakat bunun giderilmez bir korku olduğuna inanmıyorum ben. Çünkü din, İslamiyet, sevgiyi, kardeşliği savunan bir din. İslamiyet'in özünde laiklik vardır. Hıristiyanlar kendi inancında istediği gibi yaşayabilir, dine inanmayanlar kendi inancında istediği gibi yaşayabilir, aynı şekilde Yahudiler de. Dolayısıyla laiklik İslamiyet'in kendi bünyesinde olan bir yapı. Biz de Bilim Araştırma Vakfı mensupları olarak, ben de onun bir sempatizanı olarak ve Bilim Araştırma Vakfı'nın manevi başkanı olarak bu düşüncedeyiz.

ADNAN OKTAR: İslam özgürlük demektir aynı zamanda. İslam'ın olduğu ortamda alkol yasaklanması diye bir şey olamaz. Mesela Hıristiyanlar için alkol helal olan bir içkidir, şarap içebilir Hıristiyanlar. Dolayısıyla Osmanlı döneminde de bu böyleydi, içki fabrikaları açıktı, şarap içilen yerler vardı, gayri-müslimler gidip orada istediği gibi içki içip, eğlenebiliyorlardı. Gerçek anlamada İslam'ı savunan bir insan yasaklamacı olmaz. Parklarda da haremlik-selamlık uygulamasının pek anlamı yok, bir mantığı yok. Her yerde insanlar özgürce gezebilirler. Yani yasaklayan, sınırlayan bir sistem İslam'ın kabul ettiği bir şey değildir. Eskiden Müslümanlar, Peygamber zamanında da öyle kadınlar da erkekler de çarşılarda aynı yerdeydi, aynı ortamlardaydı. Dolayısıyla onlar arasında kesin hat çizilmesi, sokakların caddelerin ayrılması diye bir konu olamaz, bu ciddi bir abartma.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI
(7 Eylül 2008)


Adnan Oktar
. Bir kere fikir ayrılıklarını bu kadar sorun haline getirmek doğru değil. Yani bir adam olabilir yani solcu olabilir ne bileyim Budist olabilir, Hıristiyan olur. Hıristiyan zaten bizim kardeşimizdir yani. Musevi olabilir, o bizim canımız ciğerimizdir. Ermeni bizim canımız ciğerimizdir... Ehli kitaba karşıda öyle yani, Hıristiyanlar varmış orada peki kim olması gerekiyor. Osmanlıda yok muydu Hıristiyan, Peygamber Efendimiz zamanında yok muydu? Kuranda Allah Hıristiyanların varlığını açıklamıyor mu? Hıristiyanları yaratan Allah değil mi? Bir de daha ne istiyorsun Allah'a inanıyor, Kitaba inanıyor, yani İncil'e, Tevrat'a inanıyor. Hz. İbrahim'e bütün peygamberlere inanıyor. Dinsiz mi olsaydı ne olsaydı yani? Vay niye Hıristiyan ne olması gerekiyor yani, Allah onu öyle yaratmış kaderi o, sana ne yani hükmü verecek sen misin? Allah hükmünü verecek.

Adnan Oktar. Hayır, hayır Avrupa Birliğine girelim. Ama Avrupa Birliğine böyle bir iki büklüm girme vardır. Hani bize para verin, imkan verin, iş verin bu Türklere yakışmaz, bu Türkiye'ye yakışmaz benim kafam bunu almıyor bu bize yakışmaz. Biz oraya sultan gibi girelim. Yani zengin, güçlü Avrupa'ya zenginlik getirelim. Yani, hediyelerimizle, paramızla, zenginlik kaynaklarımızla girelim. Mesela, biz onlara madenler sunalım, petrol sunalım. Hatta para sunalım inşaatlarını yapalım Avrupa'nın yani müthiş bir zenginlikle ve ihtişamla girelim. Avrupa bağlantı kurulması gereken bir medeniyet. Yani demokrasisi güzel, laiklik anlayışı güzel, sanatı güzel yani binaları güzel, temizlik anlayışları güzel binaları çok temiz biliyorsunuz her yeri sokaklar caddeler çok temiz. Estetik ve sanat anlayışı çok mükemmel Avrupa'nın bayağı güzel. Biz bunların daha güzelini yaparak Avrupa'ya girelim. Yani öyle bir sanat sunalım, öyle bir bilim, öyle bir sanayi sunalım ki Avrupa'dan çok daha güzel olsun ve Avrupa ile kardeş olalım. Çünkü onlar Ehli Kitap, niye ayrı olalım tabiî ki beraber olacağız. Ama bu şartlarda.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI
(27 Aralık 2008)

ADNAN OKTAR: Müslüman'ın putları kırması lazım. Dünyadaki en büyük put ve tek put Darwinizmdir. Müslümanların şu ana kadar çektiği acıların, ta II.Mahmut döneminden beri çektiği acıların kökeninde bu vardır. Yani, Derin Devlet dayatmasının arkasında bu vardır, her türlü Müslümanlara yapılan zulmün ve kıyımın arkasında bu vardır. Hatta İsrail'de ki Musevilerin çektiği acının kökeninde de bu vardır. Yani İsrail'de de ateist Siyonistler iktidardadır. Kan dökenler ateist Siyonistlerdir. Yani hükümet genellik İsrail'de ateistlerin elinde oluyor. Ve ateistlerin yaptığı zulüm sadece Müslümanlara yönelik olmuyor Musevilere yönelik de yapıyorlar bunu. Dindar Musevilere de nefes aldırmıyorlar. Onlar da çok şikayetçiler.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN İRAN TV RÖPORTAJI
(3 Ekim 2008)

ADNAN OKTAR: Kuran'da Yahudi kavmi, Museviler şefkat duyulması gereken insanlar olarak belirtilir. Yahudilere genel anlamda, Museviler diyim ben, tabii ki şefkat duyulması lazım yani gerçek dindar bir Musevi samimi olarak dinini yaşamak istiyorsa bu Ehli Kitaptır. Ve bu insanla gerekirse evlenebilir, kadınlarıyla evlenilebiliyor. Yemeğe çağrılır beraber yemek yenilir, ticari ilişkileri olur yani sosyal bağlantılar tam anlamıyla olur aynı mahallede oturulur. Kardeşçe yaşanır. Bu anlamda Musevilere tam bir şefkat dinin bir gereğidir, bu çok normal bir şey faydalı, ibadet olan bir şey. Ama riskli olan dinsiz Yahudilerin kendilerini dindar gibi göstertip şeytanın etkisiyle ve masonluğun da bağlantısı içerisinde dünyaya zulmetme eğilimleri, bizim sorunumuz bu. Yoksa gerçek dindar, samimi bir Yahudiden kimseye bir zarar gelmez o kendi dinini yaşar. Tevrat'ın emirlerine kendince uymaya çalışır ve İslamiyet de bunları korur Kuran'ın ölçüsü içerisinde korunurlar fakat risk, Darwinist, dinsiz bir Yahudi toplumu var. Bunlar basına hakimler, televizyonlara hakimler, siyasete hakimler, masonluğa hakimler. Eğer buradaki Yahudiler samimi olarak dindar olsalardı basında da bu etkisini gösterirdi. Mesela büyük basın, Yahudilerin kontrolündeki büyük basında sürekli dinsizlik ve Darwinizm propagandası yapılır. Madem bunlar Ehli Kitap, madem dindar ben İslamiyet'in propagandasını yapsın da demiyorum. Allah'ın savunmasını yapsın, "Allah vardır" desin. Hz İbrahim'i savunsun, İsmail'i, Yakup'u, geçmiş peygamberleri savunsun, ahireti anlatsın, adaletten bahsetsin yani Tevrat'ın birçok hükmü var Kuran'a uygun yani çok büyük bir bölümü uygundur bunları anlatsınlar. Zaten bu anlamdaki Yahudiyi herkes sever yani buna şefkat duyar, yani sorun dinsiz Yahudilerden kaynaklanıyor.

İRAN TV : 
Peki bu temelde, Siyonizm'in ortaya çıkışının esas amacı ya da Siyonizm'in ortaya çıktığında Theodor Herzl ile mi çıktı ya da  nasıl başladı yani bu oluşum nasıl başladı?

ADNAN OKTAR:
Yahudilerin şu anda yaşadıkları bölge, yaşadıkları yer onların vatanıdır orda yaşasınlar. O normal. Yani onları oradan sürüp çıkartmaya kalkmak falan bunlar normal bir hareket değil. Kuran'a göre de orada onların vatanı olduğunu Kuran işaret ediyor. Yani bütün dedelerinin mezarları orda, hayatları orda geçmiş tabii ki orda yaşayacaklar ama bölgeye askeri hâkimiyet iddiası, bölgeyi biz kontrol ederiz iddiası yanlıştır. Ama İsrail'in boydan boya, Türkiye'nin doğu sınırlarında, Türkiye'nin her yerinde yaşasınlar, ticaret yapsınlar, bilimle uğraşsınlar, bu insanlar korunsun, devlet güvencesi içerisinde olsunlar, özgür yaşasınlar, Müslüman olan veya olmayan Musevi hanımlar isterse evlenirler Müslüman beylerle, iç içe yaşanır, onlar isterseler sinagoglarında ibadetlerini yapabilirler. Bunlar çok güzel ama sorun şeytanın kontrolünde olan bir Siyonizm var, şeytanın yönlendirdiği...

ADNAN OKTAR: Hayır hayır değil yani o Tevrat'ta da geçiyor Kuran'da da ona işaret var. Bu insanlar Allah'tan uzaklaştıklarında Allah onlara bir bela olarak bunu vermiş. Tevrat'ta bunu açıklıyor. "Dünyaya sizi dağıtacağım" diyor Allah. Bu, onların üzerine bir bela olduğunu belirtiyor. Ama kendinizi toparlarsanız Allah'a dönerseniz, Allah sevgisini yaşarsanız sizi gene vatanınıza göndereceğim ve rahat edeceksiniz diyor.

Şu an bütün dünyada dağınık vaziyetteler ve hakikaten dini yaşamıyorlar, dinle pek alakaları yok. İki tür Siyonizm var. Bir, o bölgede yaşamak isteyen, huzur içinde olmak isteyen, güvenlik arayan, o dedelerinin topraklarında ibadet edip ticaret yapıp huzur içinde yaşamak isteyen düşünce. Bu anlamda Siyonizmi ben savunuyorum. O anlamda ben de Siyonistim. Yani onu savunuyorum. Çünkü Kuran bunu söylüyor. Kuran'ın savunduğu bir şey. Tabi ki yaşasınlar, tabii ki mutlu olsunlar, tabii ki Allah'ı ansınlar. Bizim zaten istediğimiz bu. Bunu isteyecekler. İsterlerse, eğer güçleri yetiyorsa, iradeleri yetiyorsa Müslüman olsunlar. Bu da nur ala nur. Çok güzel. Ama olamıyorlarsa, Tevrat'ın gerçeğine uymaya çalışarak dinlerini yaşasınlar. Ki Ehli Kitaptır bunlar, koruma altındadırlar. Bu anlamdaki Siyonizme bizim bir sözümüz yok. Yani bunla bizim bir alıp veremediğimiz yok. İkinci tür Siyonizm var. Bizim asıl sorun olarak bulduğumuz Siyonizm bu. Masonluğun kontrolünde olan Siyonizm. Bu, bütün dünyaya hakim. Dünya medyasına hakim, basına hakim, siyasete hakim. Dünyadaki büyük mason locaları kontrolünde olan bir Siyonizm olduğu için bütün dünyayı avucunun içine almış durumda. Bunlar dikkat ederseniz hiç Allah'tan bahsetmez. Ayrıca Allah'ın olmadığını anlatırlar. Bu nasıl bir Siyonist? Allah'ın olmadığını savunan bir Siyonist olabilir mi? bir Musevi olabilir mi? Demek ki bunlar başka bir şey.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yani, Amerika'daki samimi evanjelikler, samimi Hristiyanlar kullanılıyorlar. Yani ayırt etmek lazım. Evanjeliklere düşman olmak çok akılsızca olur. Yani bunlar, Ehli Kitap, niye karşı olalım. İsrail'deki Museviler Ehli Kitaptır, niye karşı olalım biz bunlara. Bunları kullananlara biz karşı olalım, doğrusu budur.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) RÖPORTAJI
(29 Eylül 2008)

ADNAN OKTAR: Mesela, Musevileri güzel onu kucaklıyor, resmi var sakalını... Tabi ki öyle, o çünkü Allah'a boyun eğmiş, Hz. Musa'ya derin bir muhabbetle bağlı bir insan, Hz. Musa 'nın şeriatını bırakmamış, iftihar ederiz biz bununla ve Allah'ı çok seviyor ve bütün peygamberleri çok seviyor, biz o insana niye karşı olalım, biz öyle insanın alnını öperiz. Bizim karşı olduğumuz ateist Siyonizm'dir

SAYIN ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONUŞMASI
(13 Ocak 2009)

Adnan Oktar: Ateist Siyonistlerin bu saldırılardaki hedefi, Müslümanları yıldırmak ve kendi kafalarına göre Müslümanların güçlerini kırmak istemektedirler. Bunlar aynı zamanda, dindar Hıristiyan ve dindar Musevilere yönelik de saldırılarda bulunuyorlar. Bu "Deccal" düşüncesidir. Deccali tavırdır. Deccali tavır bilinen bir şeydir. Rivayetlerde, " Deccal, Mescid-ul Aksa'ya yakın bir yerde müminleri muhasara altına, kuşatma altına alır. Ve; Müminlere öylesine açlık isabet eder ki...." Diyor ve devam ediyor. Bu aynı zamanda, Deccal'ın saldırılarından biridir. Deccaliyet zûhur etmiştir. Uzun süredir Müslümanlara karşı bu tavır içerisindedirler. Müslümanların bunlara karşı ittifakla karşı koymaları gerekir. Müslümanların bölünmüşlüğü haramdır. Birleşmeleri de farzdır. İnşallah, bir İslam birliği olacak ve bu İslam birliği, bu belâlara ve bu facialara, bu belalara bir son verecek inşallah.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI
(21 Haziran 2008)

Adnan Oktar: Tabi İslam birliğinde yaşanan tek şey sevgi olacak. Huzur olacak, barış olacak, kardeşlik olacak. Yahudiler mutlu olacak Museviler yani mutlu olacaklar, Hıristiyanlar mutlu olacaklar. Budistler rahat yaşar. Herkesin rahat yaşayacağı, huzur içinde yaşayacağı, bilimin teknolojinin sanatın estetiğin alabildiğine gelişeceği çok güzel bir huzur toplumu olacak.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI
(20 Ekim 2008)

ADNAN OKTAR:  Ben tabi ki laikliği savunuyorum yani laiklik İslami yaşantının, Müslümanca yaşantının bir garantisidir. Çünkü laikliğin olmadığı yerde münafıklar ortaya çıkar. Özgürlüklerde dikkat edilecek şey de karşı tarafın haysiyetine, şerefine, namusuna yönelik çirkin bir eylemin olmamasıdır. Yani onuruna zarar verilmesidir, adam içki içiyorsa Hıristiyandır içebilir, Musevidir içebilir veya ateisttir kendi inancına göre içkiyi içmek istiyordur içer, kimse ona karışamaz. Bu anlamda bu kimseyi rahatsız etmez ama içip rezalet çıkarırsa, milleti rahatsız ederse, burada tabi ki devletin müdahale etmesi gerekir.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSVEÇ ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI
(14 Ekim 2008)

ADNAN OKTAR: Tabi ki ben bütün Müslümanların hepsini seviyorum, hepsini aynı yolda görüyorum, kardeş biliyorum. Ben onları ayrı bir görüş içinde görmüyorum. Hatta Hıristiyanları, Musevileri de çok seviyorum, onları Allah dostu olarak görüyorum. Hepimiz Allah'ı çok seviyoruz. Onlar da tek Allah'a inanıyor, ben de tek Allah'a inanıyorum. Hepimiz kardeşiz.

ADNAN OKTAR: Böyle bir kişinin varlığı veya yokluğu konusunda benim bir bilgim yok. Ama genel olarak İslam, Hıristiyanlık ve Musevilik de şefkati merhameti ve sevgiyi insanlara sunar. Barışı ve kardeşliği ister insanlardan. Kan dökmek, terör, şiddet, masumları öldürmek Kuran'da İslam'da haramdır. Ve diğer Hıristiyanlık ve Musevilikte de haramdır. İslam'da zulüm yoktur. Bu şeytani bir inançtır, terör ve şiddet şeytanın bir kılıcıdır bu. Ve Darwinizm kaynaklıdır. Bütün dünyadaki teröristler, faşistler ve komünistler hepsi Darwinist eğitimden geçmiş kökeninde Allah'a inanmayan fakat kendini Allah'a inanıyor gibi gösterten gözü dönmüş insanlardır. Olaylara bu gözle bakmak en doğrusudur.

ADNAN OKTAR: Tabii. Antisemitizm peygamber nesli olan kutsal bir nesil olan Musevi kardeşlerimize karşı bir yok etme planıdır antisemitizm yani peygamber soyunu dünyadan yok etmek için şeytanın uyguladığı bir uygulamadır. Ben buna tabi bütün gönlümle bütün ruhumla karşıyım o anlamda onları kendi canımı korur gibi korurum. Musevileri ben kardeşlerim olarak görüyorum ve çok seviyorum dindar Musevileri. Fakat ateist Siyonistler onların düşmanı, dindar Musevilerin de düşmanıdır. Hitler'e onları katlettiren de yine ateist Siyonistlerdir. Ateist Siyonistler İsrail'deki dindar Musevileri de yok etmeyi planlayan şeytanın etkisinde olan çılgın güçlerdir, deli güçlerdir ve gözü dönmüş güçlerdir. Ateist Siyonistler ve masonlar iç içedirler ve bunlar talimatlarını şeytandan alırlar. Şeytanı kendilerine adeta bir ilah gibi kabul etmişler, almışlar, şeytan ne derse ona uyuyorlar. Bir insanı trans haline geçirip onla şeytanla bağını kuruyorlar. Sonra onun söylediği her şeye uyarak insanlığa zulmediyorlar. Bu çok detaylı bir konu ama özetle bu kadarını anlatabilirim.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI
(26 Aralık 2008)

ADNAN OKTAR: Hayır hayır İsrail niye yıkılsın onlar da bizim kardeşlerimiz. Müslüman ruhunu, Müslüman  kişiliğini biz onlara göstereceğiz. Müslümanların şefkatini, merhametini, Ehli Kitaba olan saygılarını biz onlara göstereceğiz. Ermeni kardeşlerimize de göstereceğiz. Onları huzur içinde yaşatacağız. İslam'ın adaletini, sosyal adaletini, şefkatini, merhametini onlara bütün güzelliğiyle sunmuş olacağız inşaAllah.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN KIBRIS ADA TV RÖPORTAJI
(23 Temmuz 2008)

Adnan Oktar: Evet, aslında gerçek dindarlar ortaya çıkarsa Kıbrıs da her iki tarafta da öyle gerçek bir Hıristiyan gerçek bir Rum ne katliam tavsiye eder ne çetecilik yapar, ne kan döker bunlar sevgi doludurlar. Ama Makarios, malum o zamanlar sert, kan dökücü ve yırtıcı bir politika izlemişti. Grivas da o şekilde ama bunlar artık tarih oldu o zamanın cahilliği, o zamanın bilgisizliği içerisinde bunu yapmış olabilirler. Biz millet olarak kindar değiliz. Affetmesini de biliriz ama yeter ki bu ortam yatışsın her şey yerli yerine oturacaktır. Tabi kinden nefretten hiçbir şey çıkmaz. Yani intikam hislerinden de hiçbir şey çıkmaz bunlar boş işler bunu ne bir Müslüman yapar ne bir Hıristiyan yapar ne de gerçek bir Musevi yapar. En kısa zamanda hemen kardeş olup yaraları en kısa sürede tamir edip, tedavi edip yolumuza devam etmemiz lazım. Kıbrıs çok zengin olmaya ve daha da güzelleşmeye maddi ve manevi daha da güzelleşmeye çok uygun bir yer. Çok güzel bir yer.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN KIBRIS POSTASI RÖPORTAJI
(23 Eylül 2008)

ADNAN OKTAR: Özetle tüm kapılar açılıyor. İki milletiz, iki diniz, ve kardeşiz biz. Hıristiyanlara saygı duyuyoruz çok, sevgi duyuyoruz. Onlar bizim kardeşlerimiz. Gitsinler kiliselerinde ibadet etsinler, biz iftihar ederiz. Rum olmaları gelsinler eğlenelim, yiyelim, içelim, ama devletlerimiz ayrı, evlerimiz nasıl ayrı ise, biz nasıl iki ayrı ev gidip misafirliğe gidiyoruz. Eğleniyoruz, konuşuyoruz, aynı bu şekildedir. Devlet olmaktan niye gocunuyorlar, Türk askerinden niye gocunuyorlar. Türk askeri orada sevgi sunuyor, muhabbet sunuyor. Dostluk sunuyor ve onlar için bir güvence.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN GALOS GAZETESİ (KIRIM) RÖPORTAJI
(2 Kasım 2008)

Adnan Oktar: İslam laikliği ortaya çıkarmıştır. Laiklik sonra İslam'a ilave edilmiş bir şey değildir. Millet zannediyor ki, Laiklik Yunanlıların bir icadıdır. Eski Yunan'dan gelme bir şeydir yahut o devirden kalmadır gibi düşünüyorlar. Yahut işte Fransızların uyguladığı bir sistemdir. Bütün dinler, hak dinlerde laiklik vardır. Laikliği, laikler dinlerden aldılar, hak dinlerden aldılar. Mesela, Hıristiyanlıkta da vardır, Musevilikte de vardır. Hz. İbrahim'in dininde de vardı laiklik. Yani, hak dinlerden alınmıştır laiklik. Bunun faydası şudur, münafık olmaz, sahtekar olmaz, yani dürüstçe açıkça söyler kim ne varsa ve rahat eder Müslümanlar. O yönüyle Türkiye modeli güzel.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI
(14 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR: Bir kere İslam, adı üstünde barış dini. Yani, silim barış, sevgi, şefkat, merhamet, dostluk, arkadaşlık, yardımlaşma, iyi olan her şey. Ama bunu cahilin cühelanın eline verirsen, asar, keser, bombalar, darma keşan eder. Niçin yapıyorsun der? Allah için yapıyorum der adam. Cahilin elinde böyle olur, yani İncil'i de zaten Hıristiyanlar aldılar, bambaşka bir şekilde uygulamaya kalktılar. Haçlı seferleri düzenlediler, muazzam katliamlar yaptılar. Astılar, kestiler, Museviler de öyle. Tevrat'la yaptıkları katliamların haddi hesabı yok. Halbuki, Tevrat komşuya dahi, yani herhangi bir komşu ama yani herhangi bir dinden, çok şefkatli ve koruyucu olmayı emrediyor. Bu Hıristiyanlıkta da vardır. Yani, sevgi dini Musevilik ve Hıristiyanlık da sevgi dinidir. İslamiyet de sevgi dinidir. Ama kalbi katılaşmış, Avrupa'da eğitim görmüş, Darwinist eğitimi almış, gerilla eğitimi almış, Komünist eğitim almış adamın eline Kuran'ı verirsen, senin karşına böyle gelir. Yani, çünkü adam kafasındaki kini ve nefreti uygulamak için Kuran'ı haşa kullanıyor. Yani, halbuki Kuran'da bir insan cinayet işlediğinde, katili getiriyorlar. Allah diyor ki: Katili affet. Ayet var. Daha bunun üstüne ne var? Adam öldürmüş adam, kasten, azmen ve kasten, adam öldürmüş. Kuran bunu affedin diyor. Böyle bir dinde şiddeti nasıl buluyorlar? Yani bombalama, asma, kesme, mesela küçük küçük çocuklar ufak, kadınlar var, arasına bombayı koyuyor adam. Darma keşan hepsini birden havaya uçuruyor. Niçin yaptın diyorsun? Allah için yaptım diyor. Kardeşim desene ben Darwinist eğitimden geçtim, materyalist eğitimden geçtim, Stalin hayranıyım. Ama Kuran'la da kendimce bağdaştırmaya çalıştım bunu, milletin gözünü boyuyorum. Biliyorum İslamiyet'te böyle bir şey yok ama, demesi lazım. Hastayım diyecek bu adam. İşin doğrusunu söylesin. Kuran'da böyle bir şey yok. Peygamberimiz (sav) son derece şefkatli, merhametli bir insan. Kedi uyuyor kucağında Peygamber'in, eteğini kesmiş, hayvanı rahatsız etmemek için, uyandırmamak için, öyle bir Peygamberimiz (sav) var bizim. Nerede ki öyle insanları bombalamak, çoluk çocuğu bombalamak, ortalığı birbirine katmak, ve şiddet. Bir de ruh şiddeti de ayrıca. İşte oturma, kalkma, sağa dönme, sola dönme, havaya bakma, yeme, içme, sanat yok, bilim yok, teknoloji yok, sevgi yok. Bunun dinle alakası yok bunların. Bunlar kendi ruhundaki karanlığı, kendi ruhundaki şirk düşüncesini, Kuran'a uygulamaya kalkan insanlar. Peygamberimiz (sav)'in hayatı (s.a.v) ortada. Güzellikten hoşlanıyor, estetikten hoşlanıyor, sanattan hoşlanıyor, etrafı temiz ve güzel, konuşmaları son derece nezih Peygamberimiz (sav)'in. Hep şefkatli, espritüel, gönül alıcı, bulunduğu yer tertemiz, yani o zamanın güç imkanlarıyla mesela gül ektiriyor. Yani, Mekke, Medine ortamını düşünün çöl ortamı. Orada bile gül yetiştiriyor düşünün. Yani, estetiğe ve sevgiye, güzelliğe olan yatkınlığını buradan anlıyoruz. Torunlarıyla şakalaşıyor koskoca Peygamber. Tabi mesela, kovalıyorlar Peygamberi, O da onları kovalıyor. Ya böyle bir insan Peygamber, orada bakıyorsun adamın suratından düşen bin parça, yani adamın yüzüne katil suratı çökmüş. Öyle Müslüman olur mu? Onun için böyle, dini, İslam'ı insanlara anormal göstertme, haşa, düşüncesinin arkasında Masonlar var. Ve bunların hepsi Darwinist, Materyalist, Stalinist eğitim almış insanlar. Böyle şeytanca bir düşünceyle İslam'ı insanlara korkunç göstertmek istediler. İşte 11 Eylül terör saldırılarını Müslümanlar yaptı. Nerenin Müslümanı, arkasına bir bak bakalım, bakıyor altında adamlar Amerika'da eğitim almış, Darwinist eğitim almış, Marksizm'i çok iyi bilen, Stalin'in bütün uygulamalarını çok iyi bilen adamlar çıkıyor. Niye buna Müslüman diyorsun? Yani, beyni yıkanmış, hasta adamlar. Onun için Müslümanlığa yapılan her saldırı şeytanın yaptığı bir saldırıdır. Biz bu oyuna gelmeyiz. İslamiyet Peygamber'in uygulamasıyla da ortada (s.a.v) Kuran'ın şefkat dolu izahları zaten çok çok ortada Allah'ın izahları. Kur'an ayetleri çok çok ortada. Bu oyunda aynı Darwinizm gibi bir aldatmacaydı, biz bunu da bozduk ve bozacağız inşaAllah.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN KONYA TV RÖPORTAJI
(29 Şubat 2008)

ADNAN OKTAR: Ateist Siyonistler, Yahudi halkı, Musevileri esir almış durumdalar. İsrail'deki dindar Museviler, bunlar zaten bizdar haldeler, perişan haldeler. Ve bunları feci şekilde eziyor, ateist Siyonistler. Gerçek Musevi dindarlar iyi insanlardır. Güzel huyludur. Allah'tan korkarlar. Tek bir Allah'a inanırlar. Allah'a dua ederler. Ahiret inanaçları güçlüdür. Helale harama dikkat ederler. Fakat ateist Siyonistler müthiş zalim, kan dökücü ve psikopat tıynetlidirler. Gözü dönmüş, gözü kara, sürekli kan isteyen, şeytana sürekli kan sunan bir sistemdir. Şeytanın en büyük gıdası kandır. İnsan kanı ister şeytan. Tarihin en eski devirlerinden beri biliyorsunuz törenler yaparlar, insan keserler, gençkızları keserler, çocukları keserler. Sürekli şeytan kan ister. Bunlarda şeytana sürekli kan sunmak mecburiyetinde kendilerini hissediyorlar.


SAYIN ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI

(18 Mayıs 2008)

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Amerika'da ve Avrupa'nın bir çok; ki Hıristiyanlar da dahil olmak üzere fundemantelist, köktendinci olan gruplarda da bu yaratıcılığın Allah'tan geldiğine dair olan teori de destekleniyor. Sizin bu Avrupa'da veya diğer ülkelere yapmış olduğunuz kampanyadaki gayeniz nedir, girişiminizin nedeni?

ADNAN OKTAR:
Bütün insanların Allah'a inanması, Allah'ın birliği altında bütün insanların kardeş olması, birbirini sevmesi, anarşi ve terörün kalkması, tek bir ailenin çocukları gibi mutluluk içinde bu dünyada yaşamamız.

LE MONDE-ÇEVİRMEN:
Bir şey daha sormak istiyorum, bu kitabın amacı Fransızları İslam'a mı davet etmek?

ADNAN OKTAR:
Yok, gerçek Hıristiyan olmalarını, gerçek Musevi olmalarını ve Müslümanların da gerçek Müslüman olmalarını istiyorum. Mesela Nicolas Sarkozy'nin gerçek Katolik olması, gerçek bir dindar olmasına ben çok sevindim ve şu an onu kardeşim gibi çok seviyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN:
Size göre gerçek bir Katolik nedir?

ADNAN OKTAR:
İnsanlara zarar vermeyen, insanları seven, komşusuna zarar vermeyen, Allah'ı çok seven, ahirete inanan, meleklere inanan, ahirette Allah'a hesap vereceğine inanan dürüst bir insan. Bütün dinlerin amacı zaten sevgi, kardeşlik ve barıştır. Mesela Tony Blair de aynı şekilde; İngiltere Başbakanı, onda çok ciddi değişiklik oldu kitap gittikten sonra. Sosyalist eğilimli ve materyalist düşüncedeyken Allah inancıyla ilgili çok samimi, güzel demeçleri olmaya başladı. Bu çok sevinç verici, ona karşı da saygım, sevgim inanç bağlamında çok arttı. Allah'a inanması konusunda ona karşı sevgim çok arttı, çünkü aynı Allah'a inanıyoruz. Bu, onda daha olumlu değişikliklere sebep olacaktır. Zamanla insanlar bunu görecektir; ahlakına, kişiliğine çok çok olumlu etki edecektir, insanlar da bundan çok memnun olacaklardır diye umuyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN:
Başka bir şekilde de ifade etmek gerekirse bu kitabınızın esas amacı aslında dinin yeniden ön plana çıkması mı?

ADNAN OKTAR:
Evet, bütün dünyada Allah inancının yeniden güçlenmesi, bütün insanların Allah'ın koruması altında tek bir aile gibi mutlu ve sevinç içinde yaşamaları, adeta bir cennet gibi olması dünyanın. Savaşların, terörün ve anarşinin tamamen ortadan kalkması, silaha verilen paraların insanların mutluluğu için harcanması. Bu yakın zamanda olacak, bu dediklerim. İsa'nın inişiyle bu tam mükemmel hale gelecek; İsa'nın inişi bir hayali düşünce değil bir gerçek, dünya buna çok şaşıracak. Dünyayı şok edecek en büyük olaylardan biridir Mesih'in inişi.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN MİLLİ GAZETE RÖPORTAJI
(19 Mayıs 2008)

Adnan Oktar: Benim güzel yönlerimden birisi Vahabileri, Şiileri, Caferileri yıllardan beri canım gibi sevdiğim kardeşlerim olarak ilan ederim ve aralarında hiç bir ayrılık görmem. Ve hepsiyle bağlantı içinde olurum ama Allah bir  diyen ve Allah ile bağlantı içinde olan her inananı da çok çok severim. İster Yahudi olsun, ister Musevi olsun hiç farketmez. Çünkü Hz. İbrahim'i seviyor mu seviyorlar, Davud'u seviyor, Hz. Yusuf'u seviyor. Benim sevdiğim peygamberleri seviyorlar. Melekleri seviyorlar, ahirete inanıyorlar. Allah'ın birliğine de inanıyorlar. Tamam o zaman ben onları severim. Ama eksik yönleri var onlar ayrı mesela, onu eleştiririz. Biz mesela Hıristiyanlarla arkadaşız, kardeşiz, ama hangi konuda ayrılıyoruz tevhid konusunda Allah'ın varlığı ve birliğini tek olarak kabul edecekler biz bunu istiyoruz bu konuda bir anlaşalım diyoruz o olmadığında o yönlerini kabul etmeyiz. Ama genede Ehli Kitap olarak biz onlarla dostluğumuzu devam ettiririz yani Ehli Kitap vasfını kaldırmaz o onların. Kuran'da Ehli Kitap değildir demiyor Allah, bu onların yarlış yönü olarak belirtiyor Allah yani teslis inançlarının yanlış olduğunu söylüyor Allah, ve Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu demelerinin yanlış olduğunu söylüyor Allah gelin bir kelimede birleşelim. Allah'ın birliğinde birleşelim diyor Allah onlara. Ama bunlar bağlantı kurulmayacak görüşülmeyecek, insanlardır demiyor Allah. O anlamda mesela Museviler de öyle biz onlarla görüşürüz hatta Musevilerin kestiği de yenir. Yani kestiğini yeriz, efendim yemekleri yenir, kız alabilirsiniz, evlerine gidilir, diyalog budur işte. Yani Kuran'ın bize gösterdiğinin dışında yeni orijinal bir diyalog anlayışı değil bizimki. Peygamberimiz (sav)in yaptığı diyalog ne ise peygamber efendimiz zamanında Hıristiyanlarla yapılan diyalog ne ise, aynısıdır benim söylediğim.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI
(6 Eylül 2008)

Adnan Oktar: Ehl-i Kitabın hükmü Kuran'da açıkça belirtilmiştir, Peygamberimiz (sav)'in fiili sünnetiyle de çok açıktır. Ehl-i Kitap bizim kardeşlerimizdir, Ermeniler, Yahudiler, Museviler, Ortodokslar, Protestanlar yani Hıristiyan alemi, hepsi kardeşimizdir. Hepsi aynı Allah'a inanıyoruz Musevilerle de, Hristiyanlık aleminde de, Müslümanlıkta da Allah aynı Allah'tır. Hepsi aynı temel inançlara sahiptirler, o yüzden Ehl-i Kitabın  bulunmuş olması zaten bir nimettir, yani onların dinsiz olmasındansa yahut başka sapkın bir cereyan içinde olmalarındansa, Ehli Kitap olmaları büyük bir nimettir. Bu, Müslümanlar için rahatsız edici bir şey değildir, son derece makul. Allah çünkü Ehl-i Kitabın zaten var olduğunu Kuran'da belirtiyor. Onların yapacağı güzel şeyler var, Müslümanların yapacağı güzel şeyler var. Onlarla birlikte kardeşçe yaşamak, onlarla konuşmak, görüşmek, sohbet etmek, yemek, içmek, hatta Hristiyanlardan, Musevilerden kız alınabilir, evlenilebilir, yani tam sosyal hayat normal yaşanılan insanlardır, yani güvenilebilir insanlardır ayrıca. Bir kadın, bir insanın eşi oluyorsa, kadınla çocukları oluyorsa ve aynı ailede yaşıyorsa, yani bu çok güçlü bir dostluk ve sevgi demektir.

 

SAYIN ADNAN OKTAR'IN PAKİSTAN ARY TELEVİZYONU RÖPORTAJI
(22 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR : Mesela bizim Musevi komşumuz vardır, Hıristiyan bir komşumuz vardır, çağırırız beraber yemek yeriz, sohbet ederiz. Ben bir Hıristiyan kızla evlenebilirim veyahut Musevi bir kızla evlenebilirim. Allah'ın varlığından birliğinden konuşuruz, diyalog budur. Bunun dışında bir diyalog olmaz.

ADNAN OKTAR : Laiklik, münafıklığı ortadan kaldırır. Yani, bir insan laik olan bir ortamda Müslüman'sa açıkça Müslümanlığını söyleyebilir, Hıristiyan'sa Hıristiyanlığını söyleyebilir, dinsizse dinsizliğini söyler. Benim anlattığım, bir insanın inancının serbest olması. Yani, hangi inançtaysa o inancı rahatça yaşamasıdır. Müşrikse, adam müşriktir bunu biz zorla Müslüman yapamayız. Hıristiyan'ı zorla Müslüman yapamayız. Yani, inancını yaşar.

ADNAN OKTAR: Evet, dindar Hıristiyanlarla dindar Musevilerle dindar Müslümanlarla ittifak ederek ateistliğe karşı Deccalliyete karşı mücadele etmeleri gerekir. KültüreL...

MUHABİR :
11 Eylül olayından sonra gelişen bir aralarındaki çatışma

ADNAN OKTAR:
Evet, yani çatışmadan şiddetle kaçınmak gerekir, bilakis Hıristiyan dindarların tamamını ve bütün dindar Musevileri de Müslümanlardan yana çekerek, çünkü asıl konu şuan ateistlik dünyada yani Allah'a karşı savaş açmış durumdalar Deccalliyet. Ama onlar Allah'a inanıyorlar Ehli Kitap Allah'a inanıyor yani Allah'ı seviyorlar, Allah'ı sevenlerin Allah'a düşman olanlara karşı birlikte mücadele etmeleri gerekiyor, ama tabi bu fikri düzeyde olması lazım.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI
(13 Ekim 2008)

MUHABİR: Peki Türkiye'nin İsrail'le yakınlaşmasını nasıl görüyorsunuz?

ADNAN OKTAR
: Çok şahane, süper, İsrail Peygamber soyudur, Hz. İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un soyudur ve mübarek bir nesildir ve çok zeki, akıllı insanlardır Museviler ve çok terbiyelidirler, helale harama dikkat ederler, Allah'tan korkarlar, Allah'ı çok severler, Allah'ın birliğine inanırlar, ibadetlerinde çok titizdirler, bu insanların mutlu olmak hakkı.

MUHABİR: Türkiye'de mesela Musevi iş adamları var, onlarla diyaloglarınız nasıl?

ADNAN OKTAR
: Mesela Vitali Hakko, Allah rahmet etsin, vefat etti, biliyorsunuz, gidin Vakko'ya hep Osmanlı hayranlığını görürsünüz yani hep mesela kumaşlarda olsun başka süslerde olsun muazzam bir Osmanlı hayranlığı vardır ve Osmanlı terbiyesi almış bir ailedir, yani hemen anlarsınız üsluptan. Tabi ki kusursuz değiller, yanlış, eksik yönleri olabilir ama bir Osmanlı terbiyesini köklerinde görürsünüz. Ermeniler de böyledir.

MUHABİR:
Mesela İshak Alaton.

ADNAN OKTAR
: Tabi ki mesela bunlar hep Osmanlı terbiyesinin izlerini sürekli muhafaza eden, ailelerinde muhafaza eden insanlardır. Ve Ehli Kitaptır bu insanlar Allah'ın birliğine inanıyorlar. Allah'tan korkarlar, Allah'ı severler, helale harama dikkat ederler dolayısıyla Musevi düşmanlığını da masonlar meydana getiriyorlar.

MUHABİR:
Yani sizin için Adnan Bey'i düşünürken bazen şöyle düşünülüyor işte Musevilere karşı falan, yani siz Musevilere karşı değilsiniz masonlara karşısınız.

ADNAN OKTAR:
Ben ateist Siyonistlere, Yahudi kökenli ateist Siyonistler vardır, yani ırk olarak Yahudidir; ben Musevi demiyorum dikkat ederseniz Yahudidir, fakat Allah'a inanmaz; ve Allah'a karşı haşa mücadele eder. Ben bunlara karşıyım; ve şeytana tapar bu adamlar ve masonlar ve ateist Siyonistler. Yoksa dindar Museviler bizim kardeşimiz, canımız ciğerimiz onlar, olur mu, sinagogdan çıkmaz onlar, sürekli Allah'a dua ederler, elleri havada, hep Allah'la coşku içinde bir bağlantı içindedirler ve çok dindardır Museviler; Allah'a aşıktır, müthiş severler Allah'ı; biz öyle insanlara niye karşı olalım?

MUHABİR:
Çünkü Adnan Bey deyince hep böyle bir şeyi de, belki öyle bir imaj...

ADNAN OKTAR:
Hayır, hayır, hayır. Benim mücadele ettiğim, düşünce olarak fikren mücadele ettiğim şey, sadece masonluk ve ateist Siyonizmdir; yani tabi komünist düşünce, her türlü materyalist düşünce ve Darwinizm. Çünkü bu bir aldatmaca... Bütün insanları göz göre göre aldatıyorlar.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN REUTERS RÖPORTAJI
(Mayıs 2008)

ADNAN OKTAR: Gerçek bir Hıristiyan'ın tek Allah'a inanan, bütün peygamberleri seven, meleklere inanan bir dine karşı olacaklarına inanamıyorum. Yani bunu makul göremem, hiç inandırıcı da gelmiyor. Mesela Museviler İslam dininin geçerli bir din olduğunu kabul ediyorlar. Bu çok önemli. Hz. Nuh'un anlattığı dine uygun olduğunu ve Nuhi bir din olduğunu kabul ediyorlar. Ve bir İslam dini olduğunu kabul edip buna inanıyorlar. Aynı şekilde Hıristiyanların da ben zeminde, buna inandıklarına inanıyorum. Üç dinin de inançları aşağı yukarı birbirinin aynı, yani peygamberlere inançları aynı, ahiret inançları aynı, sonradan dirilme inançları aynı, ahlak konusundaki inançları aynı. Yani %90 birbirine benziyor üç dinin inançları. Zaten Mesih geldiğinde, İsa Mesih geldiğinde, bu ayrılık da kalkacak tek bir din olacak.

 

SAYIN ADNAN OKTAR'IN SEHER TV, İRAN RÖPORTAJI
(3 Ekim 2008)

Adnan Oktar: Soykırım masonluk için, Müslüman soykırımı ne kadar elzemse, Musevi soykırımı da o kadar elzemdir masonluk için. Ateist siyonizim için hiçbir farklılık yoktur yani her ikisinin de zaten yok edilmesi gerekir, Hıristiyan soykırımı da gerekir. Yani Allah'a inanların yok edilmesi esastır bu düşüncede. Onun için bu düşünceye karşı en güzel çözüm Hristiyan, Müslüman ve dindar Musevilerin elele vererek şeytanın oyunlarını bozmalarıdır. Bu da ancak Türk İslam Birliği ile olur inşaALLAH. Türk İslam Birliği olduğunda İsrail de bizim kardeşimizdir, dostumuzdur, onları da muhabbetle bağrımıza basacağız. Mesela Ermenistan da bizim can ciğer dostumuzdur, kardeşimizdir. Hıristiyan olan, Ehl-i Kitap olan kardeşlerimizdir, onları da bağırımıza basacağız ve himayemize alacağız inşaALLAH ve böylece onları bu ateist Siyonist kıskaçtan, mason kıskacından kurtarmış olacağız inşaALLAH.

Muhabir:
Yani İsrail varlığını siz Siyonist, ateist Siyonistten ayrı bir mesele bilirsiniz?

Adnan Oktar:
Tabi, tabi yani İsrail halkı çok mazlumdur, dindardır onlar, Allah'tan korkarlar, Allah'ı çok severler. Allah'ı bir bilirler. İbadet yaparlar, insan öldürmekten nefret ederler. Komşularını severler, yardımseverdirler Museviler. O alçaklık yapanlar ateist Siyonistlerdir. Mesela biz gittik İsrail'de Allah'ın varlığını anlatmak istedik bir üniversitede, Darwinizm'in yanlışlığını anlatmak istedik ve antidarwinist, Darwinizm'e karşı bir konferans vermek istedik; okuldaki mason yöneticiler bizi engellediler. 'Siz bunu yapmayacaksınız' dediler ve biz bu konferansı yapamadık, mesela. Oradaki Museviler bundan çok rahatsız oldu, dindar Museviler. Biz de Müslümanlar olarak çok rahatsız olduk. Müslümanlarla dindar Museviler kardeş, muhabbet içindeler. Fakat ateist Siyonistler buna karşı oluyorlar.

Muhabir:
İsrail adıyla Filistin toprağında yerleşen insanlar, Siyonist düşüncesiyle esasında orada yerleştirildiler. Bunu nasıl farklı bilmekular?

Adnan Oktar:
İsrail'in, yani Musevilerin Filistin'de olması çok güzel birşey, o Kuran'da da var olan birşey. Yani Allah onların orada olacağını zaten Kuran'da belirtiyor. Kuran'da birçok ayet var onların orada yaşayacağına dair. Orası onların vatanıdır zaten, biz onları kardeşçe kucaklamak ve korumakla mükellefiz. Biz onları oralardan kovmak, yok etmekle mükellef değiliz. Onlar bizim kardeşimiz, Hz.İbrahim'den, Hz. Musa'dan kalan bize emanetler onlar. Onlar gider Sinagog'da Allah'a dua eder, ibadet ederler, temizliğe dikkat ederler, Peygamberleri överler, sevgi dolu insanlardır. Ve Müslümanlara karşı da derin muhabbetleri vardır, çünkü Müslümanları onlar tevhid inancında gerçek din sahibi olarak kabul eder, gerçek Museviler. Yani Allah'ın birliğine inandığı için Müslümanlar, Museviler Müslümanları kendileri gibi görürler, yani dindar olarak görürler ve onları dinsiz olarak görmezler. Bu bilinmeyen birşey. Ama ateist Siyonistler nefret ederler Müslümanlardan ve dindar Musevilerden de ve dindar Hristiyanlardan da, bunu çok iyi ayırt etmek lazım. Yoksa onların İsrail'de olması bizim için bir zenginlik ve güzellik, tabi ki orada olacaklar. Dedelerinin mezarları orada, bütün hayatları orada geçmiş. Biz, Müslümanlar zaten misafirperverdir. Yani onların orada bir yurdu olmasa dahi, biz onları orada ağırlamaktan şeref duyarız. Osmanlı döneminde de biz ta İspanya'dan aldık getirttirdik Musevileri, İstanbul'a getirdik, burada yerleştirdik, onlara yurt verdik, toprak verdik, imkan verdik ve burada huzur içinde yaşadılar. Onun için yani dindar Musevilerin korunması zaten bir ibadettir bir Müslüman için, önemli ve gerekli olan birşeydir. Yani Musevileri gördüğümüz yerde yok edelim kafası, o ateist Siyonistlerin kafasıdır. Ateist Siyonistler bunu düşünür. Masonların düşüncesidir bu, Müslüman böyle düşünmez.

Adnan Oktar: Bunlar geçici çözümler. Asıl olan oradan, dindar Musevilerin içerisinden ateist Siyonistleri bir kere kovmak lazım ve onları etkisiz hale getirmek lazım. Orada yönetim tamamen dindar Musevilerin kontrolünde olması lazım. O zaman hiçbir sorun çıkmaz. Bayağı rahat ederler yani dindar Museviler Müslümanları çok seviyorlar, bayağı muhabbet ehli onlar. Allah'ın birliğine inandığımız için yani Hz. Nuh'un dinine tabi olarak bizleri görüyorlar ve Hz. Muhammed (s.a.v)'in getirdiği İslam dinini de bir tevhid dini olarak görüyorlar, yani bir hak din olarak görüyorlar. Yani kendileri bu dine girmemiş olsalar bile, bizi dindar olarak kabul ediyor onlar. O yüzden, velev ki kabul etmeseler bile, kabul etmeseler bile kendileri Ehl-i Kitap zaten, yani bizim dinimiz onları zaten korumayı istiyor ama onların inancına göre de biz tevhid inancındayız. Yani öyle bir ayrılığımız gayrılığımız yok. Hristiyanlar da yine öyle, gerçek dindar Hristiyanlar Müslümanları severler. Allah'a inanıyor olmaları, Hz. İsa'yı bekliyor olmaları, Hz. Meryem'i seviyor olmaları, diğer peygamberleri seviyor olmaları, Müslümanlara karşı derin bir muhabbete sebep olur. Onun için bizim yapacağımız dindarların, dünyadaki bütün dindarların elbirlik olmaları, birbirlerine böyle sıkı sıkıya sarılmalarıdır. Dünyada iki güç var. Bir Allah'a inanmayanlar, bir de Allah'a inanlar var. Allah dostlarıyla Allah düşmanlarının mücadelesi var. Biz Allah dostları biraraya geleceğiz, o zaman bu konu kökünden hallolur.

Adnan Oktar: Allah'a inanan Musevilere bir kere Müslümanlar çok iyi kucak açmalı, onlara sevgi göstertmeli, muhabet göstermeli, onları evlerine davet etmeli, hatta bak buna çok büyük işaret var. Yemekleri yenir diyor Allah, yemeklerinden yiyin diyor. Ne demek? Beraber sofra kurun, beraber yemek yiyin. Evlenilir de, mesela kız da alınır. Onlar canımız-ciğeriz, kardeşimiz bizim, onlardan bir alıp veremediğimiz yok. Onlar zengin olsun, huzurlu, güzel yaşasınlar. Ateist Siyonistlere karşı birlikte mücadele edeceğiz. Birlikte Allah'ı analım, toplanıp dua ederiz. Kitap çıkartalım, yazılar yazalım, anlatalım. Ateist Siyonistler de tabi, bunlar da insan, belki bunlardan da hidayet bulacak insanlar var, belki bunlar da düzelecekler ama biz mücadele etmekle mükellefiz. Ama bu dindar Hıristiyan, dindar Musevi, dindar Müslüman biraraya geldiğinde dünyanın en büyük gücü olur bu ve buna hiçbiri karşı koyamaz. Ama üçe ayrılırlarsa, Müslümanlar da kendi aralarında ayrılırlarsa, o zaman çok az bir kuvvetle Deccal hakim olur. Ama bu kuvvetler biraraya gelirse Deccal zaten, bir üfürümlük gücü var. Yani bir üfürmekle gider Deccal, hiçbir gücü yok.

Adnan Oktar: Siyonist düşünce Allah'a, Kitaba inanmayan, Hz. Musa'ya, İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a, İsmail'e, Harun'a, Yusuf'a hepsine düşman olan, sapkın bir cereyandır. Siyonist düşünce, yani dinsiz Siyonizm böyledir. Masonluk da aynı bu şekildedir. Şiddetle reddederler Tevrat'ı, asla kabul etmezler. Fakat insanların birbirlerine kırdırılması fikri vardır. Yani insanların birbirleriyle mücadele etmesi durumunda insanlığın daha mutlu olacağına inanır bu sapıklar. Yani kan döktüklerinde, savaş yaptıklarında, birbirleriyle uğraştıklarında, insanlığın gittikçe mükemmelleşeceği ve evrimleşeceği gibi böyle şeytani ve delice bir inançları var. O yüzden de insanları birbirlerine kırdırıp geçirttiriyorlar ve bunun da çok iyi olduğu kanaatindeler. Biz bu sapıklığa karşı İsrail'de de yine bu kitaplardan dağıttırdık. İnternet yoluyla yine İsrail'den çok fazla indiren var kitabı. Biz dindar Yahudileri, dindar Musevileri kurtarmanın da peşindeyiz ayrıca. Hem dindar Hristiyanları, hem dindar Musevileri, çünkü bunlar ateist Siyonizmle başları belada olan insanlar. Ateist Siyonistler bunların başına tam musallat olmuş durumda. Yani Musevi düşmanıdır ateist Siyonistler, yani gerçek dindar bir Musevi onlar için düşmandır. Kırdırıp geçirilmesi gerikir. Mesela ne yapalım diyorlar, Arap ülkelerini savaştıralım, onların üzerine intihar bombacıları gönderelim. Bombalama faaliyetleri yapalım. Savaşlar çıkartalım. Bunları kafalarını iyice ezerek, sıkıntıya sokalım diyorlar. Mesela Hitler'i de, Musevileri musallat eden yine Siyonistlerdir. Hitler bir çok Musevi'yi, dindar Musevi'yi katletmiştir biliyorsunuz ama ateist Siyonistler, Hitler'in yardımcılarıydı. Yani ona çok iyi destek sağlayan insanlardır. Fakat ateist Siyonistler, nazi düşüncesi, komünist düşünce hepsi derinliğini, asıl inancını yaratılış düşüncesine zıt olan Darwinizm'den alır. Darwinist düşünce bu sapkın düşüncenin asıl dinidir.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI
(21 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği zaten uluslararasıdır. Ama kardeşler arası diyelim. Kardeşler arası bir çalışma. Tabiki, Türk Devletlerinin hepsine ulaşmaya çalışıyoruz. İslam ülkelerinin hepsine ulaşmaya çalışıyoruz ama Hıristiyanlar da Museviler de Allah'ın bize emanetidir. Yani ben onlara karşı derin bir şefkat, derin bir sevgi ve koruma hisleri içerisindeyim. Onun için ben Türk-İslam Birliği içerisinde özellikle Ermenistan'ın bulunmasını istiyorum. Özellikle İsrail'in bulunmasını istiyorum. Ki görsünler, kendilerine gösterilecek sevgiyi, ilgiyi, alakayı, desteği, yardımı ve ne kadar hürriyet içinde olacaklarını, ne kadar dostane ve sevecen davranılacağını görsünler şeklinde bir isteğim var inşaAllah. Çünkü mesela Museviler, Hz. Musa'ya bakın kaç bin yıldan beri bir sadakat gösteriyorlar. Bu çok güzel bir şey. Mesela Hz. İsa'ya 2000 yıldan beri sadakat gösteriyorlar. Bu çok güzel bir şey. Ama bilmiyorlar. Fetret devri gibi bir devirdeyiz. Fark etmemiş olabilirler. Kuran'ı anlamamış olabilirler. Kuran'ın aleyhinde onları çok kışkırtıyorlar. Ama anladıkça, öğrendikçe bir çok şeyi fark etmeye başladı. Mesela teslis inancının yersizliğini anlamaya başladılar. Mesela Museviler, ahiret inancının önemini daha iyi kavramaya başladılar. Tevrat'ta var, fakat çıkartmışlar. Buna rağmen Tevrat'ta görülüyor ahiret inancı. Bunu Kuran'ın etkisiyle güçlendirmeye başladılar. Bu insanlara Kuran, İslam anlatıldıkça, hiç olmazsa şirk olan ve yanlış olan yönlerini düzeltiyorlar. Yani bu da çok büyük bir başarıdır, bir nimettir ve  güzelliktir. Cenâb-ı Allah diyor ya ayette; Şeytandan Allah'a sığınırım:  "Gelin ortak bir kelimeye gelelim. Allah'ın birliğine..." Buna davet ediyoruz ve onlar da bizlerin kardeşleridir. Onlar da eski İslam dinidir, tahrif olmuştur, ama eski İslam dinidir ve Ehl-i Kitap'tır, onlar. Dolayısı ile en az Müslümanlar kadar sevgiye, saygıya, korunmaya, hakkı olan insanlardır. Dolayısı ile onlar da huzur ve güvenlik içinde olacaklardır.

 

SAYIN ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV RÖPORTAJI
(24 Eylül 2008)

ADNAN OKTAR:  Evet o dönemde, onun da güzel bir atılımı oldu. Sonra yeniden biz ikinci hamle, ikinci atağa geçtik. Bu sefer de AKP hükümetinin o yönde güzel atakları olmaya başladı yani peşpeşe peşpeşe atakları olmaya başladı. En önemlisi Kafkas İttifakı projesi yeniden canlandırıldı. Bir tek tabi onlarla kalmıyor aslında Kazakistan'la Türkmenistan'la, Türk Devletleriyle gizli veya açık bir birleşme faaliyeti yoğun olarak devam ediyor ama burada çok dikkat edilecek şey bu Türk İslam Birliği, Hıristiyanlığı ezmek için bir birlik değil. Hıristiyanların daha rahat etmesi, terörden korunması, bereket ve bolluk içinde yaşaması içindir aynı zamanda. Musevilerin huzur ve rahatlık içinde yaşamasıdır. Çünkü bir ırk üstünlüğü, yani Türk ırkı dünyanın en üstün ırkıdır iddiası değil burada. Biz diyoruz ki Türkler takvadır. Allah'tan korkar, sadık ve güzel insanlardır. Güzel ahlaklıdır, misafirperverdir ve fedakardır. Gelin, bu milleti lider edin, lider olsunlar. Türk İslam Birliğini kuralım. Rusya da rahat etsin, Çin de rahat etsin. Amerika da rahat etsin. İsrail de Ermenistan da hatta İsrail ve Ermenistan'ı da bu birliğin içine alalım. Kardeşçe huzur içinde yaşayalım. Olay bu, yani onları yok etme değil. Onları daha güçlendirme ve daha da diri hale getirme politikası bu. Bunun iyi vurgulanması lazım. Daha önce anlatılırken, sanki Türk Birliği deyince hani bir ırk üstünlüğü, bir yani haşa Hitler gibi yahut Mussolini gibi ırk hakimiyetine dayanan bir diktatörlük gibi düşünülüyor.

ADNAN OKTAR:  Medeniyetler ittifakı. Yani ben Musevileri seviyorum, Ermenileri seviyorum, Rumları seviyorum. Hepsi benim kardeşim. Bütün Müslümanları seviyorum. Şiileri, efendim Alevileri, Bektaşileri hepsini ben kardeşim olarak görüyorum. Çünkü hepimiz ehli kıbleyiz. Hepimiz aynı Allah'a inanıyoruz. Hepimiz aynı Peygamberlerin sevdalısıyız. Hepimiz Allah'a aşığız. Eğer ittifak, medeniyet ittifakı buysa zaten bu Kuran'ın bir emri, ama başka birşey diyorlarsa onu da araştırırız tabi ona birşey diyemem ama benim anladığım anlamda buysa, bu zaten dinin bir emri. 

ADNAN OKTAR: Museviler Allah'ın bize emaneti benim onlara müthiş bir sevgim var ve saygım var. Benim karşı olduğum ateist Siyonistlerdir. Bu aradaki farkı iyi vurgulamak lazım. Yoksa İsrail'de onların bereket, bolluk içinde yaşamasını ben isterim. Huzur içinde yaşasınlar, huzur içinde ibaretlerini yapsınlar. Kimse de onlara niçin buradasınız diyemez ve dememeli. Çünkü Peygamber neslidir, mübarek insanlardır, benim açımdan öyle. Ama ateist siyonisler bugün İsrail'de İsrail devletini yönetiyorlar. Ve İsrailli Musevilere de kan kusturuyorlar. Müslümanlara da kan kusturuyorlar. Tam anlamıyla bir dehşet saçıyorlar.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI
(2 Kasım 2008)

ADNAN OKTAR:  Bu çok yanlış bir düşünce tabii. Beni İsrail, peygamber soyudur, bizim kendi peygamberlerimizin torunlarıdır. Ve Hz. Musa'nın şeriatına tabi olan insanlardır ve o şeriatı, yani o dini şu ana kadar yaşayarak devam etmişlerdir. Dolayısıyla, peygamber soyundan olan bu tertemiz insanları devletsiz bırakmak, milletsiz hale getirmeye kalkmak, topraklarından sürüp çıkartmaya kalkmak, onlara yaşama hakkı vermemek hiç akılcı ve vicdanlı bir tavır değil. Müslüman şefkatlidir, merhametlidir, sevgi doludur. Tabi ki, onlar da bizim kardeşimizdir, yaşam hakları vardır. Birinci sınıf insanlardır, o bölgede istedikleri gibi yaşarlar, ticaret yaparlar, sanatla uğraşırlar, bilimle uğraşırlar. Yani, niçin onlar oradan sürülüp çıkarılsın ve neden huzursuz yaşasınlar veyahut huzurlu yaşam hakları ellerinden alınsın? Bunu, makul hiçbir insan kabul etmez, ben de kabul etmiyorum. Tabiki huzur içinde mutluluk içinde yaşayacaklardır, hayat garantileri olacaktır. Türk İslam Birliği içerisinde bereket ve bolluk içinde yaşayacaklardır. Kuran'ın hükmü ortada, Peygamberimiz (sav) (sav)'in sünneti, uygulamaları ortada. Peygamberimiz (sav) (sav) zamanında ehl-i kitap son derece rahat yaşıyordu, Beni İsrail son derece rahat yaşıyordu. O zaman Kudüs'te de onlar yaşıyorlardı, İsrail bölgesinde yaşıyorlardı. Mutluluk ve bereket içindeydiler, Peygamberimiz (sav) (sav) onlara karşı çok şefkatli ve sevecen davranıyordu. Musevilerden kız alınabilir, evlenilebilir, onların kestiği yenir, sofralarında oturulur, evlerine gidilir, dost olunur, arkadaş olunur bu Peygamberimiz (sav) (sav) zamanında olan bir uygulama ve bir sünnettir. Bu Hıristiyanlar içinde aynı şekildedir, Peygamberimiz (sav) (sav)'in cariyelerinden bir tanesi biliyorsunuz Hıristiyandı. Ki, bizim annemizdir, yani saygıyla sevgiyle andığımız bir insandır. Bunu, bir tek Musevilik için söylemiyorum. Aynı zamanda Hıristiyanlar da öyle, mutluluk ve huzur içinde yaşamak hakkı olan, rahat yaşama hakkı olan, bereket ve bolluk içinde yaşama hakkı olan ve bunun sevincini yaşadıklarını görmemiz gereken insanlardır.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI
(14 Aralık 2008)

Adnan Oktar: Deccal ahir zamanda İslam, Hıristiyan ve Müslüman inançlı kesime karşı, yani Müslümanlara, Hıristiyanlara karşı, Musevilere karşı zıt, inançsız, ateist bir fikir sistemidir. Bu Darwinizm'le temsil ediyor şu an. Yani dünya tarihinde bu kadar organize bu kadar sistemli bir ateist ayaklanma ve ateist oyun hiç olmamıştır ilk defa oluyor bu kadar kapsamlı olması. O yüzden Darwinizm ahir zamanın ciddi anlamda deccaliyetidir. Bir deccal sistemidir, tek gözü kördür, dünyaya madde gözüyle bakar, mana gözüyle bakamaz ve deccal tarif edilmiştir ahir zamanda. Yani deccal devrindeki teknoloji de tarif edilmiştir. Hatta deccalin gökte uçacağı, yani o devirde hava ulaşımının olacağını, denizin dibine kadar dokunulabileceğini, mesela trolle ile denizin taranabileceği, uzak mesafelerin görülebileceği, hayvan olmadan makineli tarımın olacağı, yani öküzsüz, sabansız tarlaların sürüleceği -ki makineli tarıma işaret ediyor bu- makineli tarımın olacağı belirtiliyor. Deccal devri çok detaylı belirtilmiştir rivayetlerde. Biz o devirdeyiz. O devirde deccaliyetin maneviyatı ortadan kaldıracağı, ilahlık iddiasıyla ortaya çıkacağı iddia edilmiştir. Şu an onlar da maddeyi ve tesadüfü ilah haline getirmişlerdir. Ve dünya çapında ilk defa bu kadar organize ateist bir yapılanma olmuştur. Ahir zaman deccal sistemi budur.

Adnan Oktar: Benim dediğim birliktelikte sevgi, barış, kardeşlik, makul düşünce, sanat ve estetiğe, güzelliğe önem verme hakim. Refaha, huzura, insanların hürriyetine, demokrasiye önem verme hakim ve Hıristiyanlara, Musevilere karşı da derin bir şefkat, sevgi ve muhabbet hakim. Mesela benim düşüncemde Ermeniler de, İsrail de Türk İslam Birliği'nin içerisindeler. Dolayısıyla bir ırk üstünlüğü, bir kan üstünlüğü, genetik üstünlük iddiası yok. Burada bir şefkat ve sevgi birliği var. Dolayısıyla sertlik yok, insanları tedirgin edecek, huzursuz edecek bir şey yok. İnsanların mutluluğu ve sevinci için gayret eden bir sistem var.

Adnan Oktar: Hıristiyan birliğinin karşısında değil, İslam Birliği, Hıristiyan birliği ile ittifak eden bir birlik. Çünkü Hz. İsa'nın gelmesi mevzubahis. On yıl, on beş yıl içerisinde Hz. İsa gelecek. Hıristiyanlarla, Musevilerle ve Müslümanlar bunun heyecanı içerisinde. Museviler de Mesih'i bekliyorlar ama özellikle Hıristiyanlarla bizim beklediğimiz Mesih Hz. İsa'dır. Biz Hz. İsa'yı birlikte bekliyoruz Hıristiyan alemiyle ve onun heyecanı içerisindeyiz. Onlarla bizim zıtlığımız nasıl olsun? Yani ortak sevdiğimiz var, ortak beklediğimiz var, Hz. İsa'yı bekliyoruz. Dolayısıyla onlarla tam bir ittifak olacaktır, öyle bir ayrılık olmayacaktır.

Adnan Oktar: Tabi, yani bunlar gittikçe artacaktır, gücüde artacaktır. Hıristiyanlarla, Müslümanların iş birliği de gittikçe zaman içinde artacaktır. Daha bu şiddetlenip çapı genişleyecektir. Bunların hepsi zaten Hz. İsa'nın iniş alametleridir, mehdinin de çıkış alametleridir. Bunu dünyada hiçbir ülke, hiçbir güç durduramaz. Bu dünyanın kaderi, mutlaka olacak Hz. İsa'nın inişi. Mehdinin çıkışı da mutlaka olacak, 10-15 yıl içinde insanlar bunun şokunu ve hayretini yaşayacaklar.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI
(12 Ocak 2008)

ADNAN OKTAR: Yani isteyen Hristiyan olabilir, isteyen Yahudi olur, isteyen de Müslüman olur. Hristiyan olan vatandaşın ibadet hürriyeti vardır, istediği gibi kilise kurabilir, hatta buna gerekirse arazi de verilir. Musevi vatandaş da öyle istediği gibi sinagogunu yapar, ibadetini yapar yani dinsiz olmasından çok daha iyidir. Yani dinsiz bir insan mı daha makbul bir Müslüman için yoksa dindar bir rahip mi daha makbul? Tabii ki dindar bir rahip daha makbuldur. Dindar olması daha iyidir yani.

ADNAN OKTAR: İsrail devlet olarak orada yaşama hakkı olan bir devlettir ve millet olarak da ben Musevileri severim, insan olarak severim. Fakat dindar Musevileri, Allah'ın birliğine inanan, helale harama titiz olan Musevileri severim. Bir de Allah'sız, ateist Siyonistler var. Bugün İsrail'in yönetiminde hakim güçtür bunlar. Bu büyük sorundur. Yani bu şiddeti, dehşeti uygulayanlar da onlardır, Masonluğu organize edenler de onlardır. Ve bunlar açık açık Darwinizmi savunan, Materyalizmi savunan, Tevrat'ın hükümleriyle adeta haşa alay eden insanlardır. Kuran'ı kabul etmez, Tevrat'ı kabul etmez, İncil'i kabul etmez, hiçbir kutsal değeri kabul etmez, ahiret inancı yoktur bu insanların ve bu büyük bir ekip olarak İsrail'de şu an yönetimi ellerinde tutuyor bu insanlar. Yani büyük bir güçtür bunlar. Bir de dindar Yahudiler var. Bunlar çok hoş insanlar, iyi insanlar bunlar, bunlardan bir zarar gelmez. Bunlar Allah'tan korkan, ahirete inanan,  bütün peygamberlere sevgi duyan, peygamber neslinden gelen insanlardır. Ayırımı çok iyi yapmak lazım. Bu düşünce içerisinde Hristiyanlar da aynı şekilde. Dindar Hristiyanlara karşı benim her zaman savgim, saygım olur. Ama Hristiyan olduğunu iddia edip de ateistlik yaparsa bu çok samimiyetsiz ve çirkin bir tavır  olur.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI
(20 Aralık 2007)

Adnan Oktar: Bu dinler arası diyalog şeklinde belirtilmemesi gerekiyor. Yani insani yaklaşım, arkadaşça konuşulabilir, dost olunabilir, fikir tartışması yapılabilir, bu anlamda almak lazım. Diyaloğu böyle garip bir tavra sokmak yanlış tabi. Mesela ben Hıristiyanları severim, Yahudileri severim, gerçekten Allah'a inanıyorlarsa, dindarlarsa, dinin gereğini yapıyorlarsa şefkat duyarım. İnsancıl ilişkilerimiz olur. Yemeklerine giderim, onlar bizim yemeklerimize gelir. Hiristiyan, Yahudilerden kız alınır evlenilebilinir. Bu dinimizin de bir gereğidir. Ama yani inançlarının tabi hepsini kabul etmeyiz. Doğru olanlarını kabul ederiz. Allah'ın birliğini kabul ederiz. Cennet, cehennem konusunda ittifak halindeyiz. Hz.İsa'nın dönüşü hakkında ittifak halindeyiz. Ama mesela teslis inancına ben karşıyım. Bu bir şirktir ben bunu kabul etmem.

 

GERİ  |  İLERİ


Ana Sayfa | Gelin Birlik Olalım | Ortak İnanç Esasları | Ortak Değerler | Barışa Davet | İslam'da Kitap Ehli | Ortak Fikri Mücadele
Radikalizm Tehlikesine Karşı Ortak Mücadele | İslam Tarihinde Müslümanlar ve Kitap Ehli | İslam'ı Yeni Öğrenenler İçin
Hazreti İbrahim ve Hazreti Lut | Hazreti Yusuf | Hazreti Musa | Hz.Süleyman | Hazreti Meryem | Hazreti İsa Ölmedi
Hz. İsa Allah'ın Oğlu Değildir Allah'ın Peygamberidir| Hazreti İsa Gelecek | Hazreti Muhammed
Yazar Hakkında | Bize Ulaşın | Diğer Siteler

Bu sitede yayınlanan tüm yazılar, Harun Yahya'nın kitap ve makalelerinden derlenmiştir.